GENİŞLETİLMİŞ İL BAŞKANLARI TOPLANTISI

GENİŞLETİLMİŞ İL BAŞKANLARI TOPLANTISI

(18 EYLÜL 2009)

AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK PARTi Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ”Bin yıldır süren kardeşliğimizi ebedileştirmek için gereken her adımı cesaretle atacağız” dedi.

Başbakan Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen ”AK PARTi Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, AK PARTi’nin iktidara gelmesinden bu yana yürütülen hizmetlerden ve Türkiye’nin değişim sürecinden örnekler verdi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

”-Annelerin feryadı sağır duvarlara ulaşmayabilir ama biz annelerin çığlığını ta yüreğimizde duyuyoruz.

-Biz yola çıktığımızda programımızın içine bunu koyduk. Babaların kaygısını kimse umursamayabilir ama biz babaların kaygısını da içimizde hissediyoruz.

-Türkiye’nin anneleri ağlamasın, babaları gözyaşlarını içine akıtmasın, evlatlar toprağa düşmesin, ay yıldızlı tabutlar içinde şehitler gelmesin, Türkiye enerjisini, kaynaklarını heba etmesin diye bu yola çıktık.

-Hak için, hukuk için, demokrasi için bu yola çıktık.

-Biz bu ülkeyi, bu milleti haklarından mahrum bırakmayacağız ve yolumuzdan dönmeyeceğiz.

-Bu işin kısa, orta, uzun vadeli takvimi var. Şu ana kadar yaptıklarımız kısa vadeli çalışmalarımızın içinde. Genelgelerle hemen ilk etapta acil yapabileceklerimiz… Havuzda bunlar toplanıyor.

-Orta vade daha çok kanunlarla yapabileceğimiz düzenlemeler. Önümüzdeki yıl bunlara yönelik çalışmaları yapacağız.

-Uzun vadede kanun ve Anayasa gerektiren sorunlar olacak.

ÖNCE ÜNİTER YAPIMIZ SAĞLAM OLMALI

-Bin yıldır süren kardeşliğimizi ebedileştirmek için gereken her adımı cesaretle atacağız.

-Niyet hayır, akıbet hayır. Olaya biz böyle bakıyoruz.

-Bizim önce üniter yapı noktasında sağlam olmamız lazım ki rahatça bir çok açılımlarımızı yapabilir noktaya gelelim.

-Konunun çözümüne Suriye ve Irak destek veriyor. Kuzey Irak yönetimiyle de irtibatlarımızı çok farklı bir şekilde geliştireceğiz. Gerekirse Erbil’de başkonsolosluk açacağız.

-AK PARTi iktidarı bu fırsatın heba olmasına asla izin vermeyecek. Süreci baltalamak isteyenlere, akamete uğratmak isteyenlere prim vermeyeceğiz. Çözümsüzlükten nemalanan, kandan, gözyaşından nemalanan, şehitlerimizi istismar ederek siyaset yapanlara meydanı bırakmayacak, demokrasi ve hukuk içinde bu süreci tamama erdireceğiz.

-İnşallah, işi bitirip adımı attığımızda bütün arkadaşlar Anadolu’ya yayılacağız; konferanslar, paneller yapacağız. Adeta bütün kılcal damarlara kan pompalayacağız. İnşallah, bu, demokratik açılımın pompalandığı süreç olacak.

-Bu, aynı zamanda kardeşlik projesidir. Bu bir milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirme sürecidir. Öyleyse demokrasiden, hukuktan, kardeşliğimizden taviz vermeden bu süreci sürdüreceğiz.”

”7 YILDIR İKTİDARDAYIZ. YIPRANMAYA, ÇÜRÜMEYE, YOZLAŞMAYA, YOLSUZLUĞA ASLA VE ASLA GEÇİT VERMEDİK”

Başbakan Erdoğan, AK PARTi’nin 7 yıldır iktidarda olduğunu belirterek, ”Yıpranmaya, çürümeye, yozlaşmaya, yolsuzluğa asla ve asla geçit vermedik” dedi.

Başbakan Erdoğan, milletçe ramazan ayını uğurlamanın hüznü, fakat Ramazan Bayramı’na kavuşuyor olmanın da mutluluğunun yaşandığını ifade ederek, geride bırakılan bir ay boyunca bu ayın rahmet, merhamet ikliminin teneffüs edildiğini söyledi.

Ramazanın 81 ilde farklı atmosferde teneffüs etme fırsatı bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ”Kardeşlik, dayanışma, paylaşma, yardımlaşma gibi bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasletlerimizi azami derecede yaşama fırsatını yakaladık” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, AK PARTi teşkilatının bizzat millet tarafından kurulduğunu, bu aziz milletin teşkilatı olduğunu belirterek, ”Bu teşkilat yoksulları, garipleri, yolda kalmışları, kimsesizleri, ihtiyaç sahiplerini kucaklayan, bunu samimiyetle, özveriyle yapan, tüm bu kesimleri ellerinden tutup kaldırmanın mücadelesini veren bir teşkilattır. Aynı şekilde bizim siyaset felsefemiz, bizim hükümet etme anlayışımız da bu yaklaşım üzerine bina edilmiştir” dedi.

Türkiye genelinde yoksulluğu doğuran bütün nedenlerin üzerine kararlılıkla gittiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, yıllar yılı Türkiye’yi, geniş kitleleri yoksulluğa ve yoksunluğa iten tüm nedenlerin tek tek ortaya çıkarıldığını, sorunların üzerine kararlılıkla, cesaretle gidildiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

”14 Ağustos 2001′de bu milletin ve bu ülkenin sorunlarını çözmek konusunda nasıl bir heyecan ve coşku içindeysek bugün de aynı heyecan ve coşku içerisindeyiz. Biz diğerleri gibi olmadık, olamazdık. 7 yıldır iktidardayız. Yıpranmaya, çürümeye, yozlaşmaya, yolsuzluğa asla ve asla geçit vermedik. Kibri bu partiye, bu teşkilata, bu harekete yaklaştırmadık, Allah’ın izniyle bundan sonra da yaklaştırmayacağız. Milleti hor görenlerden, milleti yok sayanlardan,
millet iradesini çiğneyenlerden olmadık. Tam tersine var gücümüzle onların karşısında durduk. Bundan sonra da bu asil tavrımızı devam ettireceğiz.”

Başbakan Erdoğan, ”milletin iradesini gasp etmeye, demokrasiyi zayıflatmaya, ülkenin itibarını zedelemeye çalışanlara karşı taviz verilmediğini, çetelerle, mafyayla, karanlık güç odaklarıyla, suç örgütleriyle mücadele edildiğini” söyledi.

Hiçbir tehdide boyun eğilmediğini AK PARTi’yi inandığı yoldan vazgeçirmeye yönelik hiçbir uyarıya kulak asılmadığını belirten Başbakan Erdoğan, ”Tertemiz bir Türkiye istiyoruz. Güçlü bir demokrasi istiyoruz. Mutlu, huzurlu, müreffeh bir millet istiyoruz. Böyle dedik ve bunun gereğini yerine getirdik. Bu toplantı vesilesiyle bir kez daha sizlere, sizlerin şahsında tüm teşkilatıma bu asil, bu kararlı duruşunuzdan dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bugünkü toplantıda Türkiye’nin 7 bölgesinden il, belediye başkanlarının, teşkilatın çok değerli mensuplarının, kadın ve gençlik kollarının, il genel meclisi başkanlarının hep birlikte bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ”Çünkü AK PARTi, bir Türkiye partisidir. Türkiye’nin tüm renklerini, tüm desenlerini, tüm çizgilerini yansıtan bir partidir” dedi.

”ŞEHİTLİKLERİ ZİYARET EDİN”

AK PARTi’nin Türkiye’yi oluşturan, var eden, Türkiye Cumhuriyeti’ni birlikte kuran ve birlikte yücelten tüm unsurların ahenk, kardeşlik içinde bir ve beraber yaşamasını kendisine dert edinmiş bir parti olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

”Şuraya dikkatlerinizi çekmek istiyorum; 13 Eylül Pazar günü Ankara’nın Polatlı ilçesinde Sakarya zaferimizin 88. yıl dönümünü kutlama etkinliklerine katıldım. Orada da ifade ettim; Türkiye’nin tüm gençlerinin, tüm çocuklarının, tüm öğrencilerimizin gidip oradaki Kurtuluş Savaşı şehitliğimizi ziyaret etmelerini mutlaka istiyorum, arzu ediyorum. Çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte tüm vatandaşlarımızın bu şehitliklere gitmesini, oraları ziyaret etmesini, oralarda bir Fatiha okumasını özellikle de şehitliklerin kitabelerini okumalarını istiyorum. Hangi illerden gelmişler, Balkanlar’dan mı gelmişler, Kafkaslar’dan mı gelmişler, Türkiye’nin dört bir yanından mı gelmişler? Aynı şekilde Çanakkale’deki mezar taşlarına bakıyorsunuz, o mezar taşlarında Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş olan evlatlarımızı görüyoruz. Balkanlar’dan gelenleri görüyorsunuz. Kafkaslar’dan gelenleri… Ta Yemen’den gelenleri görüyorsunuz orada… Ve gelip burada şehit olmuşlar. İşte Mehmet Akif’in o mısraları vardı ya; ‘kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda…’ İşte birbirine bağlayan bağ bu…

Değerli kardeşlerim, bu Dumlupınar’da da böyle, her yerde böyle. Şimdi soruyorlar; ‘bu demokratik açılımı nasıl halledeceksin?’. İşte bu ruhla halledeceğiz. Mesele bu ruh. Bunu yeniden kazanmak.”

Şehitliklerde Edirneli, İstanbullu, Aydınlı, Çorumlu Mehmetçikler’in hemen yanı başında Diyarbakırlı, Bitlisli, Muşlu, Şanlıurfalı, Bingöllü Mehmetçikler’in de yattığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Var mı bir sıkıntı, yok… Ama onlar birbirlerini, yaradılanı yaradandan ötürü sevme’ anlayışıyla sevmişler ve bu vatan uğruna şahadete koşmuşlar. Anlayış bu… Ve o şehitliklerde ben şunları gördüm, Bosna’dan, Azerbaycan’dan, Suriye’den, Mısır’dan bu topraklara gelmiş kardeşlerimiz de koyun koyuna yatıyor. Biz bu vatanı birlikte istiklaline kavuşturduk, biz bu cumhuriyeti birlikte kurduk, birlikte büyüttük, birlikte yücelttik Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla, Boşnağıyla, Tatarıyla, Abazasıyla, Gürcüsüyle, diğer tüm etnik gruplarıyla bu toprakları hep birlikte kendimize yurt haline getirdik. Aynı topraklarda bir ve beraber yaşadığımız gibi aynı ay yıldızlı bayrağın altında biz birbirimize kenetlendik. Bir kez daha söylüyorum, bin yıllar boyunca oluşmuş kardeşliğimizi, dostluğumuzu, akrabalığımızı bozmaya kimsenin ama kimsenin gücü Allah’ın izniyle yetmeyecektir. Bunu böyle bilin.”

”AK PARTİ, BU ÜLKEYİ, BU MİLLETİ TOPYEKUN KUCAKLIYOR, HERKESİN DİLİNDEN ANLIYOR, FERYADINA KULAK KABARTIYOR VE HER BİRİNE ÇÖZÜM ÜRETMENİN TERİNİ DÖKÜYOR”

Başbakan Erdoğan, ”Milli Birlik Projesi” ile Türkiye’nin bütün sorunlarına çözüm üretmenin gayreti içinde olduklarını belirterek, ”Bizi birbirimizden ayırmaya, birbirimizle düşman eylemeye, birbirimize kem gözle bakar hale getirmeye kimsenin gücü yetmez” dedi.

Başbakan Erdoğan, yüzyıllar boyunca oluşmuş kardeşliği, dostluğu kimsenin bozamayacağını ifade etti.

”Bizi birbirimizden ayırmaya, birbirimizle düşman eylemeye, birbirimize kem gözle bakar hale getirmeye kimsenin gücü yetmez” diyen Başbakan Erdoğan, ancak ortada hiç arzu edilmeyen bir manzara olduğunun da kabul edilmek durumunda olunduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Yaklaşık 30 yıldır bu ülkede anneler ağlıyor, babalar göz yaşlarını içlerine akıtıyor, bu ülkenin gencecik fidan gibi delikanlıları, umutları, geleceği al kanlar içinde toprağa düşüyor. 30 yıldır bu ülkenin kazanımları, birikimleri, kaynakları ve enerjisi heba olup gidiyor. Birileri bu manzarayı göremediler. Birileri bu konuyu görmediler, görmezden geldiler. Birileri fotoğrafı doğru okuyamadılar ve gerekli tedbirleri almadılar. Sorun daha başlangıç aşamasında iken sorunun büyümesinin önüne geçemediler. Tam tersine sorunu büyütecek çok büyük hatalar yaptılar, ama biz AK PARTi olarak bu sorunu görüyoruz, biliyoruz, sorunu kabul ediyoruz ve en iyi şekilde analiz ediyoruz. Bu çalışmalarımızdan en güzel neticeyi çıkaracağız.

‘Türkiye ayrımcılığa gidiyor, bölünmeye gidiyor’ diyorlar. Bunu muhalefet söylüyor. Sen bu noktada Türkiye’nin kaç vilayetinde varsın? 22 Temmuz Seçimleri’nde Türkiye’nin 81 vilayetinin 80′inde milletvekili çıkaran yegane parti AK PARTi’dir. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu dendiği zaman orada iki tane siyasi parti var. Benim milletvekilim orada çalışıyor ve tüm meseleleri anlatıyor. Sen ne yapıyorsun? Ankara’da oturuyorsun, hakaret ediyorsun, ihanet-i vataniye ile suçluyorsun. İnandığımız bu noktadan asla dönmeyeceğiz. Bu konuda inançlıyız, samimiyiz.”

”ORTAYA ÇIKAN TABLOYU ÇOK İYİ ŞEKİLDE OKUDUK”

Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinde AK PARTi’nin oy oranlarının Güneydoğu bölgesinde yüzde 51.7, Doğu Anadolu bölgesinde ise yüzde 54 olduğunu anımsatarak, her iki bölgede oyların yarısını AK PARTi’nin aldığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, AK PARTi’nin Doğu Anadolu’da toplam 57 milletvekilliğinden 43′ünü, Güneydoğu Anadolu’da ise 54 milletvekilliğinden 37′sini kazandığını belirterek, Doğu Anadolu’da CHP’nin 3, MHP’nin ise 2 milletvekili, Güneydoğu Anadolu’da da CHP’nin 3, MHP’nin 1 milletvekili çıkardığını ifade etti.

Bu tablonun AK PARTi’ye çok büyük bir sorumluluk ve yük yüklediğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Biz ortaya çıkan bu tabloyu çok iyi şekilde okuduk. Bizden istenenin ne olduğunu, neyin beklendiğini çok iyi etüt ettik. Doğu, batı, kuzey ve güneydeki vatandaşlarım bu partiye omuz ve yetki veridiler. ‘Sizden memnun ve razıyız’ dediler. ‘Bu yolda kararlılıkla yürümenizi istiyoruz, devam edin’ dediler. ‘Doğu ve Güneydoğu illerinde sadece 6 milletvekili çıkarabilmiş, 29 Mart seçimlerinde hiçbir varlık gösterememiş CHP, bu tabloyu okuyamaz’ dediler. ‘Doğu ve Güneydoğu illerinde sadece 3 milletvekili çıkarabilmiş MHP bu fotoğrafı okuyamaz’ dediler.
Ülkenin sadece belli kesimlerine hitap eden, belli illerde ve coğrafi bölgelerde sıkışıp kalan DTP bu manzarayı okuyamaz, ama biz bu fotoğrafı okuyoruz, bu manzarayı analiz ediyoruz. Biz, 72 milyon vatan evladının hepsini aynı hassasiyetle seviyor ve kucaklıyoruz. Farkımız bu.”

”KİMİN HAKKINI SAVUNUYORSUN?”

Terör örgütünün, bölgede iş yapan müteahhitlerin iş makinelerini yaktığını, ondan sonra da ‘Kürtlerin hakkını savunuyoruz’ dediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Kimin hakkını savunuyorsun? Ne alakası var? Çünkü oradan besleniyor ve nemalanıyorlar. O bölgede okul ve yol olmasın, dertleri bu. Biz Demokratik Açılım’la, Milli Birlik Projesi ile bunları ortadan kaldırmanın adımlarını atıyoruz” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, partililerden bugüne kadar yapılan çalışmaları bulundukları bölgelerde ısrarla anlatmalarını isteyerek, ”Su mermer taşına aynı noktada damlarsa onu deler” dedi.

Başkalarının ”görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyebileceğini, ancak AK PARTi’nin asla kör, sağır, dilsiz rolü yapmayacağını belirterek, şöyle konuştu:

”Annelerin feryadı sağır duvarlara ulaşmayabilir, ama biz annelerin çığlığını ta yüreğimizde duyuyoruz, Babaların kaygısını umursuyoruz ve vicdanımızda hissediyoruz. Gencecik delikanlıların umutsuzluğunu anlamayabilirler, ama biz bu duyguyu çok iyi anlıyoruz. Onlar seçimlerde elde ettikleri küçük başarılarla avunmayı biliyorlar, Türkiye sathına bütün olarak bakamıyorlar. Onlar bu milleti topyekun kucaklayamıyorlar.

AK PARTi bu ülkeyi, bu milleti topyekun kucaklıyor, herkesin dilinden anlıyor, herkesin feryadına kulak kabartıyor ve her birine çözüm üretmenin terini döküyor. İşte onun için kutlu ve zorlu bir yolculuğa çıktık. Onun için ‘ülkenin her bir vilayeti ve köyü eş zamanlı olarak ilerlesin, kalkınsın, güven içinde, istikrar içinde büyüsün’ dedik. Türkiye’nin anneleri ağlamasın, babaları gözyaşlarını içine akıtmasın, evlatları toprağa düşmesin. Ay yıldızlı tabutlar içinde daha fazla şehit olmasın, Türkiye kaynaklarını, enerjisini kaybetmesin diye bu yola çıktık.”

”BU BAYRAMI; BİRBİRİNE KENETLENMİŞ, BİRBİRİNE İNANMIŞ, GÜVENMİŞ, AYNI GÖĞÜN ALTINDA, AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZIN GÖLGESİNDE, ORTAK HEDEFLERE KİLİTLENMİŞ VATANDAŞLAR OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUZ”
Başbakan Erdoğan, bu yola hak, hukuk, demokrasi için çıktıklarını belirterek, ”Bu milleti; bizden beklediği çözümden, bizden beklediği kardeşlik ikliminden mahrum bırakmayacağız” dedi.

Başbakan Erdoğan, AK PARTi’nin kurulduğu günden itibaren bu konunun çözümü için çalıştığını ve 7 yıl boyunca bu meselenin çözümü için uygun zemini oluşturmanın mücadelesini verdiğini söyledi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuya ilişkin akılcı, sağduyulu, yapıcı görüş ve önerisi olan her kesimle konuştuğunu ve istişarelerde bulunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Kısa, orta ve uzun vadede neler yapılabileceğini tespit edeceğiz. Bu meselenin kalıcı şekilde çözümü için tedbirlerimizi açıklayacak ve hızla uygulama safhasına getireceğiz” şeklinde konuştu.

”Bin yıldır süren kardeşliğimizi ebedileştirmek için gereken her adımı cesaretle atacağız” diyen Başbakan Erdoğan, önlerine kim çıkarsa çıksın geri adım atmayacaklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, sürece ilişkin, sanatçılardan, medyadan, akademisyenlerden ve kimi siyasetçilerden güzel ve olumlu tepkiler aldıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

”Türkiye, her zamankinden çok daha fazla bu sorunun artık çözülebileceğine, bu meselenin artık nihayete erebileceğine inanıyor. Üniter yapı noktasında kimse tartışmaya fırsat vermesin. Bizim önce üniter yapı noktasında çok güçlü olmamız lazım. Ayağımızı yere sağlam basacağız. Ondan sonra birçok adımı atmak da kolaylaşacaktır. Meselenin uluslararası boyutu noktasında çok önemli bir rolü bulunan Suriye ve Irak, meselenin çözümüne tam destek veriyor. Türkiye artık geleceğe ilişkin güzel umutlar taşıyor. AK Parti ve AK Parti İktidarı, bu fırsatın heba olmasına asla izin vermeyecek. Süreci tahrik edenlere boyun eğmeyeceğiz. Süreci baltalamak isteyenlere prim vermeyeceğiz. Çözümsüzlükten nemalanan, kandan, göz yaşından nemalanan, şehitlerimizi istismar ederek siyaset yapanlara meydanı bırakmayacak, demokrasi içinde, hukuk içinde bu süreci tamama erdireceğiz.”
”TAHRİKLERE ASLA KAPILMAYIN”
AK PARTi’nin il, ilçe ve belde başkanlarından, il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinden bu süreci dikkatle takip etmelerini isteyen Başbakan Erdoğan, ”Bu süreçte sizlere çok büyük görev düşüyor. Tahriklere asla kapılmayın. Hilelere aldanmayın. Soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Sabırlı olmak, sağduyulu olmak, çelik gibi sinirlere sahip olmak zorundayız” diye konuştu.

Çözümsüzlükten beslenen tarafların, kendilerini tartışmaya, polemiğe çekmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, AK PARTi teşkilatlarının bunlara karşı uyanık olunmasını istedi.

Demokrasiden, hukuktan, kardeşlikten taviz vermeden bu sürecin devam edeceğiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ”Kim ne derse desin, kim bizi neyle suçlarsa suçlasın, kim hangi hakareti yaparsa yapsın, biz ülkemizi düşünecek, milletimizi düşünecek ve yolumuza öyle devam edeceğiz” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, sürece ilişkin Parlamento’da kapalı ya da açık oturum noktasında bir sıkıntıları olmadığını ifade ederek, ”Sayın Bahçeli diyor ki, (Kapalı oturuma katılacağım, ancak konuşulanları daha sonra anlatacağım). Düşünebiliyor musunuz, şu hale bakın. 10 yıl bunun gizliliği esastır. Her şeyin bir hassasiyeti vardır. Böyle bir hassasiyeti kavrayamıyorsa, bizler (buyurun) deriz, bu işi açıkça yaparız ‘ şeklinde konuştu.

KÜRESEL FİNANS KRİZİ

Konuşmasında, küresel finans krizine de değinen Başbakan Erdoğan, krizin tüm dünyada yavaşlama eğilimine girdiğine, olumlu sinyallerin arttığına dair sevindirici işaretler alındığını kaydederek, Türkiye’de de krizin etkilerinin yavaşladığını memnuniyetle müşahede ettiklerini aktardı.

”Biz temkinli duruşumuzu muhafaza ediyoruz” diyen Başbakan Erdoğan, Amerika’da krizin çıktığı andan itibaren, daha boyutları belli olmadan, etkileri ortaya çıkmadan ülkedeki felaket tellallarının felaket senaryoları çizmeye başladığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, 29 Mart Seçimleri’nde küresel krizin en önemli koz ve istismar aracı olarak kullanıldığını belirterek, ”Krizin ilk sinyalleri ortaya çıktığı andan itibaren Hükümet olarak tedbirlerimizi aldık. Bu tedbirleri cesaretle uyguladık. Elbette krizden etkilendik. Etkiler devam ediyor, ancak krizden etkilenen diğer ülkelerle kıyasladığımızda son derece iyi seviyede olduğumuzu görmeliyiz” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bugün iki kredi değerlendirme kuruluşundan bir tanesinin Türkiye’nin kredi notunu negatiften durağana, diğerinin de durağandan pozitife çıkardığını, IMF’nin de orta vadeli programla ilgili olumlu açıklamaları olduğunu kaydetti.

IMF İLE İLİŞKİLER

IMF olmadan da krizin aşılabileceğini, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durabileceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Türkiye’nin artık çok farklı bir ülke olduğunu, çok farklı ve güçlü bir ekonomisi olduğunu artık teyit ettik. Artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok, gündemi belirleyen bir Türkiye var” dedi.

IMF ile ilişkilere de değinen Başbakan Erdoğan, 6-7 Ekim’de IMF’nin yıllık toplantılarının İstanbul’da yapılacağını belirtti.

Başbakan Erdoğan, ”Biz IMF’ye hiçbir zaman bu ülkenin siyaseti üzerinde müdahale vermedik. (Bize kredi vereceksen ver. Ekonomik noktada tavsiyelerin olacaksa eyvallah. Bunları konuşalım, ama iktidarımızın siyasi iradesine müdahale istemeyiz) dedik ve bunu yaptırmadık” şeklinde konuştu.

IMF’nin kendilerinden, belediyelere verilen gelirlerin kaldırılmasını istediğini, ancak ”Asla kaldırmayız” dediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi’nin özerkleştirilmesi isteğine de (Kusura bakmayın, böyle bir şey düşünmüyoruz. İdaremizi kendi içimizde reforme ederiz) dediklerini kaydetti.

”Tayyip Erdoğan olarak şahsi kanaatim, özerk kurumların da beklendiği gibi hepsinin çok çok iyi olduğu kanaatinde değilim” diyen Başbakan Erdoğan, bunun bir örneğinin de Merkez Bankası olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, ”Enflasyonun faturasını iktidar olarak biz ödüyoruz, ama iyi çıktığı zaman kim topluyor? Merkez Bankası topluyor. Bedelini biz ödeyeceksek bu bize bağlıdır. Taşın altına elini sokan kimse o yürütür” şeklinde konuştu.

ABD ZİYARETİ

Başbakan Erdoğan, pazartesi günü ABD’ye hareket edeceğini ve G-20 Zirvesi başta olmak üzere uluslararası toplantılara katılacağını, Türkiye’nin ekonomik kriz sürecine ilişkin önerilerini oralarda da dile getirme fırsatı bulacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, ziyaretinin ülke ve millet adına son derece verimli olacağına inandığını kaydetti.
Türkiye’nin ulaşım ağını büyütmek, kaliteyi artırmak, güvenliği azami ölçüde yükseltmek için yoğun çalışmalar yapıldığını belirten Başbakan Erdoğan, 9 bin 600 kilometre bölünmüş yol inşa edildiğini, bu sayede ölümlü kaza oranlarını yüzde 80 gibi bir oranda azaldığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, buna rağmen kara yollarından acı haberler almaya devam ettiklerini ifade ederek, son olarak Başbakanlık’ta yakın çalışma arkadaşı olan Burhan Aydoğan’ı trafik kazasında kaybettiklerini bildirdi.

Bayram öncesinde buna benzer acı haberler almak istemediklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, ”Yola çıkacak her bir vatandaşımın kendisini bekleyenler olduğunu aklından çıkarmamasını rica ediyorum. En az terör kadar ciddi, terörden çok daha fazla can, mal kaybına yol açan bu sorun, sürücülerin dikkatleriyle ve sağduyularıyla aşılabilir. Herkesten emniyet kemerlerini takmalarını, hız sınırlarına, trafik kurallarına harfiyen uymalarını rica ediyorum” diye konuştu.

”BU BAYRAMI FARKLI YAŞAMAK İSTİYORUZ”

Bayramların, sevinçlerin, heyecanın, coşkunun, dayanışmanın, kaynaşmanın ve barışın doruk noktasına çıktığı günler olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Biz bu bayramı farklı yaşamak istiyoruz. Biz bu bayramı birbirine kenetlenmiş, inanmış, güvenmiş, aynı göğün altında, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde, ortak hedeflere kilitlenmiş vatandaşlar olarak yaşamak istiyoruz. Bayramlar hepimiz için, ülkemiz için eşsiz fırsat anlarıdır. Ben ülkemin bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğine yürekten inanıyorum. Gelin, bu bayramda bir kez daha kucaklaşalım. Dosta düşmana bir bütün olduğumuzu bir kez daha gösterelim. Bu bayramda yüreklerimizi açalım, gönüllerimizi açalım. Aynı anda ülkemize yeni ufuklar, aydınlık yarınlar açalım.”

No related posts.

YORUM EKLE

You must be Yorum icin Giris yapmalisin.