Flaş Haber Erdoğan: Asla kabul etmiyoruz

Flaş Haber Erdoğan: Asla kabul etmiyoruz
Erdoğan: Asla kabul etmiyoruz

Başbakan Erdoğan, 1915 olaylarına dair Ermeni iddialarına ilişkin olarak, "Soykırım olarak siz bunu kabullenirseniz, buna üzülürüz. Böyle bir soykırımı asla kabul etmiyoruz" dedi. Amerikan PBS televizyonunda "Charlie Rose Show" adlı programa katılan Erdoğan’a, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili sorular yöneltildi.

"’Ermeni soykırımı’ konusunda tarih daha ne kadar delile ihtiyaç duyuyor" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Bir defa baştan şunu kesip atayım. ‘Soykırım’ olarak siz bunu kabullenirseniz, buna üzülürüz. Böyle bir soykırımı asla kabul etmiyoruz. Bu tamamen yalandır. İnsanları bunu ispata davet ediyorum" diye konuştu.

Bu konuda Türkiye’nin kendi arşivlerini açtığına dikkati çeken Erdoğan, Ermenistan’ın eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a 2005′te gönderdiği mektupta, Ermeni tarafının da arşivlerini açmasını istediğini hatırlattı. Erdoğan, bunların üzerinde çalışmak yerine, siyasetçilere gidip kararlar almalarını istemenin doğru bir davranış olmadığını belirtti.

Erdoğan, bu konunun ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, konunun gündeme geldiğini söyledi.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalizasyon sürecini başlatan tarafın Türkiye olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Biz kendimize güveniyoruz" ifadesini kullandı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Yukarı Karabağ konusuna değinen Erdoğan şöyle konuştu:

"Burası işgal altında. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Minsk üçlüsü 20 yıldır bu işi neden çözemedi? Bu sorun çözüldüğü anda, bölge bir huzur bölgesi haline gelecek. Neden? Çünkü, ikisi arasındaki sorun çözülünce, şu andaki kin, nefret ortadan kalkacak. BM Güvenlik Konseyinin bir kararı var. Bu karar uygulamaya konmuş olacak. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sıkıntı da kesinlikle çözülmüş olacak."

Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin onayına ilişkin kararı TBMM’nin vereceğine dikkati çekerek, meclisin bu konuda hassas olduğunu ve beklenen gelişmelerin olmaması halinde, bu konuda parlamentodan olumlu netice çıkacağını zannetmediğini kaydetti.

ÜLKELERDEKİ ÖNYARGILAR

"Ülkeniz için duyduğunuz tutkuları herhangi bir şekilde kısıtlayıcı biçimde, Türkiye hakkında yanlış algılamalar var mı" sorusu üzerine Erdoğan, dünyada her ülkeye karşı yanlış anlamalar bulunduğunu, örneğin bazı ülkelerde Amerikan karşıtlığı olduğunu söyledi.

Olumsuz yaklaşımlardan rahatsız olmak yerine bunların minimize etmek gerektiğini bildiren Erdoğan, bu yanlış anlamaları giderme yolunda dayanışma sergilenmesi gerektiğini belirtti. Erdoğan, bütün ülkeler için çatı kuruluşu olan BM’nin içinde tüm ülkeler arasında da görüş farklılıkları olabildiğini anımsattı.

Başbakan Erdoğan, "Türkiye’nin dünyada oynamak istediği rolü oynayabilmesi yolundaki hedefinizin önündeki engelin ne olduğunu düşünüyorsunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:

"En büyük engel kamu diplomasisinde çok başarılı olmamamız. Kamu diplomasisini geliştirmemiz gerekiyor. Üzerinde çalışmamız gereken bir eksikliğimiz bu, üzerinde çalışıyoruz. Şunu ifade etmem lazım: Liderler, hiçbir zaman insanlarda var olan önyargıları suiistimal etmemeliler. Eğer bunu yaparlarsa, belli siyasetleri tersine çevirmek zor olur. Örneğin yabancı düşmanlığı birçok ülkede, bunu üzülerek söylüyorum, gördüğümüz bir şey. Örneğin İkiz Kulelerin vurulmasından sonra, ABD’de de Avrupa’da da bunun örnekleri görüldü. Almanya’da, Fransa’da, son dönemde İsviçre’de gördük. Yahudi düşmanlığı bir insanlık suçu… Bunu gittiğim her yerde söylüyorum, ama İslamofobi de insanlığa karşı bir suçtur.

Terörizm önüne İslam kelimesini yapıştırmak, hiçbir düşünüre asla yakışmaz. Ama öyle dönemler olmuştur ki, ABD’de insanlar İslamcı terörden bahsetmiştir. İslam, hiçbir zaman terörü onaylamaz. Her inanç grubunun içinden terörist çıkabilir. Yahudi, Müslüman, Hristiyan olabilir. Bu konuda yazılı medyaya çok büyük görev düşüyor. Medyanın bu konuda çok sorumluluğu var. Ama bunların birçoğu maalesef henüz yapılmadı. Birbirine yardımcı olanlar da var, ama bunun yanında maalesef fütursuz, yangına benzinle gidenler de var.

Bu İslam dünyasında çok kaygılara yol açtı. Belçika, Hollanda, Danimarka, İsviçre’de olanları biliyorsunuz. İnsanlara doğuştan verilen haklar, hiçbir zaman referanduma götürülemez. Yaşama hakkını referanduma götüremezsiniz, dini özgürlükler, düşünce özgürlüğü, bunlar temel haklardır. Bunlar üzerinde seçim yapılamaz. Bunlar ele geçirilen haklar değil, insanların doğuştan sahip olduğu haklardır. Maalesef Avrupa’nın ortasında, İsviçre’de böyle bir seçimin düzenlendiğine şahit olduk. Bunun değişeceğini ve bir daha dünyanın hiçbir yerinde tekrarlanmayacağını ümit ediyoruz."

"İSLAM TERÖRİZMİ ASLA KABUL ETMEZ"

Erdoğan, terör örgütü El Kaide ile ilgili bir soru üzerine, "’Ben bir Müslümanım, İslam adına hareket etme yetkisine sahibim’ demek, onların yetki sahibi olduğu anlamına gelmiyor. Bunlar zaman zaman bizi de tehdit etti. Bir kez daha söylüyorum: İslam böyle bir anlayışı asla kabullenmez, İslam terörizmi asla kabul etmez, asla izin vermez" ifadesini kullandı.

Türkiye-ABD ilişkilerinin sorulması üzerine de Erdoğan, "model işbirliğini" önemli gördüğünü, yeni gelişmeler olacağına dair umutlu olduğunu bildirdi.

Erdoğan, iki ülke arasındaki yakın temasın gelecekte de süreceğini, ABD ile aralarındaki dostluğu daha da derinleştirmek istediklerini, her iki tarafta da bu yönde siyasi iradenin bulunduğunu ve iki ülkenin de ulusal ve bölgesel konularda birbirlerine ihtiyaçları olduğunu anlattı.

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan’in bu fotoğrafinin sirri ne?

Flaş Haber Erdoğan’in bu fotoğrafinin sirri ne?
ERDOĞAN’IN BU FOTOĞRAFININ SIRRI NE?

Başbakan’ın, adaşı minik Recep Tayyip’in ailesiyle tanışıklığı cezaevi yıllarına uzanıyor. Erdoğan mahkûmiyetine karşı bir mitinge katılan anne Nesibe Erdoğan’ın fotoğrafını gazetede görmüş ..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 14 Kasım’da ziyaret ettiği Malatya’da 4 yaşında bir erkek çocuğuyla yakından ilgilendi. Dizine oturtarak sevdiği çocuğa oyuncak verdi. Üstelik çocuğun adı da Recep Tayyip Erdoğan’dı.

SABAH, bunun bir tesadüf olmadığını; Başbakan’la küçük adaşının ailesinin yıllar önce cezaevinde tanıştığını ortaya çıkardı.

İşte o hikâye:

Bulgaristan göçmeni bir ailenin kızı olan Nesibe Erdoğan, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiir nedeniyle tutuklanıp cezaevine konması üzerine, bunun haksızlık olduğunu düşündü. Ardından eşi Derviş Erdoğan ile birlikte, Fazilet Partisi’nin (FP) Çağlayan’da düzenlediği mitinge katıldı, Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını taşıdı. Nesibe Hanım’ın fotoğrafları ertesi gün bütün gazetelerin ilk sayfalarında yer aldı.
NİŞAN YÜZÜĞÜNÜ SATTILAR

Pınarhisar Cezaevi’nde yatan Recep Tayip Erdoğan, gazetelerde gördüğü Nesibe- Derviş Erdoğan çiftinden çok etkilendi ve tanışmak istedi. Tayyip Erdoğan’ın bu daveti kendilerine iletilen çift de, evlilik yüzüklerini satarak elde ettikleri yol parası ile Pınarhisar’a gitti. Recep Tayyip Erdoğan’la tanışan çift, "Çocuğumuz olursa sizin isminizi vermek istiyoruz" dedi. Erdoğan da bundan büyük memnuniyet duyacağını belirtti. Çift, Erdoğan’ı cezaevinde 2 kez daha ziyaret etti. 2005′te çift muratlarına erdi. İstanbul’da dünyaya gelen oğulları, doğumundan sadece 45 dakika sonra Recep Tayyip Erdoğan ismiyle nüfusa geçirildi. Çift, bundan yaklaşık 2 yıl önce İstanbul’dan Malatya’ya taşındı. Babasından kalma toprakları işleyen Derviş Erdoğan, geçtiğimiz yıl da köy muhtarı seçildi.
Kızlarının adı da Tayyibe
Derviş-Nesibe Erdoğan çiftinin çocuk özlemi 2003′te dünyaya gelen ilk çocuklarıyla sona erdi. Ancak çift buruk bir mutluluk yaşadı. Zira ilk çocuk kızdı. Bu yüzden ismini Recep Tayyip koyamadılar. Ama çift Erdoğan sevgisini daha fazla içlerinde tutamadı. Dünyaya gelen kızlarına Azra Tayyibe ismini verme kararı aldılar. İstanbul’da ziyaret ettikleri Erdoğan’a "Adınızı vermek için erkek oluncaya kadar devam edeceğiz" dediler.

Haberin Devami

Erdoğan talimat verdi: Bulunsun

Erdoğan talimat verdi: Bulunsun
Başbakan Erdoğan önceki gün kabul ettiği Tunceli heyetinin dile getirdiği “Seyit Rıza’nın mezarı bulunsun” talebinin yerine getirilmesi için ilgili kurumlara talimat verdi.
Hükümet, Dersim katiamında asılan Seyit Rıza’nın mezar yerinin bulunması konusunda harekete geçti. Tuncelilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde dile getirdikleri Seyit Rıza’nın mezar yerinin bulunmasına ilişkin talebin ardından, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bu konudaki arşivlerinin gün ışığına çıkarılması konusunda talimat verildiği öğrenildi. Ancak, o döneme ilişkin asıl arşiv kayıtlarının Genelkurmay’da olduğu belirtiliyor. Alevi kökenli AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, mezar yerlerinin bulunması konusunda devlet arşivlerinin çalışma yapacağını belirtirken, “Bu konuda asıl arşivin Genelkurmay’da olduğu belirtiliyor. Genelkurmay’ın arşivleri de açılmalı” dedi.

AÇILAN DAVA DANIŞTAY’DA

72 yıl önce idam edilen Seyit Rıza’nın mezar yerinin nerede olduğu bilinmiyor. 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersimli idam edildi. Ailenin Avukatı Hüseyin Aygün, 2007 yılında Elazığ Valiliği’ne Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması ve aileye teslim edilmesi için müracaat etti. Valilik talebe yanıt vermedi. Bunun üzerine Elazığ İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Mahkeme tarafından “Devlet kurumlarının elinde herhangi bir bilgi yok. Valiliğin kararında hukuka aykırı bir taraf bulunmuyor. Valilik görevini yapmıştır” şeklinde karar verilerek dava reddedildi. Yerel mahkemenin kararı temyiz edildi ve Danıştay’a gidildi. Fakat Danıştay aradan geçen zamana rağmen dosyayı hala karara bağlamadı.

Evlad-ı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, zulümdür, cinayettir

Seyid Rıza (1863 Tunceli’nin Lirtik Köyü – 18 Kasım 1938 Elazığ), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde Dersim İsyanı’nın liderlerinden olduğu ileri sürülerek idam edilen Alevi din adamı ve aşiret lideri. Dersim 1937-38 olaylarındaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan’a çağrıdı, kimi kaynaklara göre daha fazla kan dökülmemesi için kendisi teslim oldu. Ancak 5 Eylül 1937’de tutuklandı. 5-13 Eylül 1937’de Elazığ’a götürülüp askeri mahkemede idama mahkum edildi.

ASMAK İÇİN YAŞI KÜÇÜLTÜLDÜ

O dönemdeki yasaların 75 yaşını geçkin kişilerin idamına izin vermemesinden ötürü yaşı küçültülen Rıza, oğlu Resik Hüseyin, Şehanlı Aşiret reisi Seyd Hüsen, Yusufan Aşiret reisi Kamer’in oğlu Fındık, Demanan Aşiret reisi Cebrail’in oğlu Hasan, Kureyşan Aşiret reisi Ulkiye’nin oğlu Hasan ve Mirza, Ali’nin oğlu Ali ile birlikte idam edildi. İdam günü, darağacında, “Evlad-ı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, zulümdür, cinayettir “ diyerek celladı kenara itmiş ve sandalyeyi tekmeleyerek idamını kendi gerçekleştirdi. Çatışmaların birinde de oğlunu yitirdi. Diğer oğlu Resik Hüseyin aynı mahkemede kendinden bir kaç saat önce gözleri önünde asıldı.

STAR
__________________

EDİRNEDEN-KARSA ANTALYADAN-TRABZONA_ MUĞLADAN-DİYARBAKIRA KISACASI HERYERDE… BİZ AKPARTİYİZ TÜRKİYEYİZ…..

Türkiye’de 81 il, 923 ilçe ve 35.000 köy 814.578 km2 nin her yerindeyiz. çünkü biz "TÜRKİYEYİZ"
03.12.2009 08:27:43

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan talimat verdi: Bulunsun

Flaş Haber Erdoğan talimat verdi: Bulunsun
Erdoğan talimat verdi: Bulunsun

Başbakan Erdoğan önceki gün kabul ettiği Tunceli heyetinin dile getirdiği “Seyit Rıza’nın mezarı bulunsun” talebinin yerine getirilmesi için ilgili kurumlara talimat verdi. Hükümet, Dersim katiamında asılan Seyit Rıza’nın mezar yerinin bulunması konusunda harekete geçti. Tuncelilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde dile getirdikleri Seyit Rıza’nın mezar yerinin bulunmasına ilişkin talebin ardından, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bu konudaki arşivlerinin gün ışığına çıkarılması konusunda talimat verildiği öğrenildi. Ancak, o döneme ilişkin asıl arşiv kayıtlarının Genelkurmay’da olduğu belirtiliyor. Alevi kökenli AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, mezar yerlerinin bulunması konusunda devlet arşivlerinin çalışma yapacağını belirtirken, “Bu konuda asıl arşivin Genelkurmay’da olduğu belirtiliyor. Genelkurmay’ın arşivleri de açılmalı” dedi.

AÇILAN DAVA DANIŞTAY’DA

72 yıl önce idam edilen Seyit Rıza’nın mezar yerinin nerede olduğu bilinmiyor. 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersimli idam edildi. Ailenin Avukatı Hüseyin Aygün, 2007 yılında Elazığ Valiliği’ne Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması ve aileye teslim edilmesi için müracaat etti. Valilik talebe yanıt vermedi. Bunun üzerine Elazığ İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Mahkeme tarafından “Devlet kurumlarının elinde herhangi bir bilgi yok. Valiliğin kararında hukuka aykırı bir taraf bulunmuyor. Valilik görevini yapmıştır” şeklinde karar verilerek dava reddedildi. Yerel mahkemenin kararı temyiz edildi ve Danıştay’a gidildi. Fakat Danıştay aradan geçen zamana rağmen dosyayı hala karara bağlamadı.

Evlad-ı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, zulümdür, cinayettir

Seyid Rıza (1863 Tunceli’nin Lirtik Köyü – 18 Kasım 1938 Elazığ), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde Dersim İsyanı’nın liderlerinden olduğu ileri sürülerek idam edilen Alevi din adamı ve aşiret lideri. Dersim 1937-38 olaylarındaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan’a çağrıdı, kimi kaynaklara göre daha fazla kan dökülmemesi için kendisi teslim oldu. Ancak 5 Eylül 1937’de tutuklandı. 5-13 Eylül 1937’de Elazığ’a götürülüp askeri mahkemede idama mahkum edildi.

ASMAK İÇİN YAŞI KÜÇÜLTÜLDÜ

O dönemdeki yasaların 75 yaşını geçkin kişilerin idamına izin vermemesinden ötürü yaşı küçültülen Rıza, oğlu Resik Hüseyin, Şehanlı Aşiret reisi Seyd Hüsen, Yusufan Aşiret reisi Kamer’in oğlu Fındık, Demanan Aşiret reisi Cebrail’in oğlu Hasan, Kureyşan Aşiret reisi Ulkiye’nin oğlu Hasan ve Mirza, Ali’nin oğlu Ali ile birlikte idam edildi. İdam günü, darağacında, “Evlad-ı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, zulümdür, cinayettir “ diyerek celladı kenara itmiş ve sandalyeyi tekmeleyerek idamını kendi gerçekleştirdi. Çatışmaların birinde de oğlunu yitirdi. Diğer oğlu Resik Hüseyin aynı mahkemede kendinden bir kaç saat önce gözleri önünde asıldı.

Haberin Devami

Erdoğan şok oldu!

Erdoğan şok oldu!

Erdoğan, Kızılcahamam’da MHP’li Belediye Başkanını AKP’li sanarak, “Burayı kaybettik, çok çalışıp kazanmamız lazım ona göre” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin Kızılcahamam’da gerçekleştirdiği kampta, MHP’li Belediye Başkanı Coşkun Ünal’ı AKP’li sanarak, “Burayı kaybettik, çok çalışıp burayı kazanmamız lazım ona göre” talimatı verdi. Ünal’dan, “Ben MHP’li belediye başkanıyım” yanıtını alan Erdoğan, gülümseyerek, “Yapma ya, niye kazandın!” dedi. Kızılcahamam kampında, Erdoğan ile MHP’li Belediye Başkanı Ünal arasında MHP’lileri güldüren bir diyalog yaşandı. Edinilen bilgilere göre olay şöyle gelişti:

Erdoğan, kampın yapıldığı Asya Termal Tesisleri’ne geldiğinde Kaymakam Bilal Çelik, AKP İlçe Başkanı Sefa Yıldırım ve MHP’li Belediye Başkanı Ünal tarafından karşılandı. Erdoğan, daha sonra heyetle birlikte yemeğe geçti. Yemek sonrasında odasına çıkmak üzere asansöre yönelen Erdoğan, AKP’li sandığı MHP’li Ünal’a “Kızılcahamam’ı almalıyız” diyerek şaşırtan bir talimat verdi.
Ünal, olayı doğrulayarak şöyle konuştu:
“Biz protokol olarak Sayın Başbakan’ı karşıladık. Yemeğe geçtik. Yemekten sonra asansörün önünde bir emri olup olmadığını sorduğumda o diyalog yaşandı. Eğer tanıştırılmış olsaydık Sayın Başbakan o yanılgıya düşmezdi. Beni beklemiyordu. Geç saatte, farklı partiden olunca belediye başkanı beklemez, karşılamaz diye düşünüyordu herhalde. Halbuki bizim Başbakanımız, hepimizin Başbakanı. Elimizden gelen saygıyı gösterdik. Siyaset bizim işimiz değil. Biz belediye başkanıyız. Siyaseti yapanlar yapsın. AKP teşkilatı veya protokoldekilerden birinin tanıştırması lazımdı.”

Erdoğan ile Ünal arasında şu diyalog yaşandı:
Ünal: Efendim bir emriniz var mı?
Erdoğan: Bakın, biliyorsunuz burayı kaybettik, çok çalışıp burayı kazanmamız lazım, ona göre.
Ünal: Efendim, zaten ben buranın belediye başkanıyım.
Erdoğan: Ne, anlamadım, nasıl?
Ünal: Şu anda belediye başkanı benim efendim.
Erdoğan: Yapma ya.
Ünal: Evet efendim.
Erdoğan: Niye kazandın!
Ünal: Vallahi efendim, halk istedi öyle oldu.
Erdoğan:(Gülerek) Kolay gelsin, başarılar diliyorum.

Haberin Devami

Flaş Haber Başbakan erdoğan,bahçeliye küfür etti diyorlar sizce:

Flaş Haber Başbakan erdoğan,bahçeliye küfür etti diyorlar sizce:

Başbalan Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Kasım’daki ‘Demokratik Açılım’ görüşmelerinde Devlet Bahçeli’ye küfür ettiği iddia edildi. "Erdoğan’ın dudaklarını okuttuk" diyen MHP’li Cihan Paçacı’nın iddiaları ve o görüntüler:

Videoyu izlemek için tıklayın MHP Genel Sekreteri, Ankara Milletvekili Cihan Paçacı, 13 Kasım’da mecliste gerçekleştirilen Demokratik açılım tartışmalarında, kürsüde yer alan Bahçeli’yi dinleyen, Başbakan’ın resmen Genel Başkana küfür ettiğini söyledi.

TV8’de yayınlanan "Erkan Tan’la Başkentten Program"ın konuğu olan MHP Genel Sekreteri ve Ankara Milletvekili gündeme bomba gibi düşecek iddialarda bulundu. Paçacı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Kasım’da TBBM’de yapılan Demokratik Açılım görüşmelerinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşurken kendisine küfür ettiğini söyledi.
"UZMANLAR KÜFÜR OLARAK YORUMLADI"

Meclis TV kayıtlarında yer alan mırıldanma görüntülerinin, dudak okuma uzmanları tarafından küfür olarak açıklandığını belirten Paçacı "Bahçeli konuşma yaptığı zaman, çocuklarınızı ekrandan uzak tutun diyenler, Başbakan konuşma yaptığı zaman büyükleri de düşünsünler. Başbakan resmen ağza alınmayacak şekilde, oturduğu yerden, Sayın Bahçeli için konuşmuştur" dedi.
Erdoğan’ın küfür ettiğini iddia eden Paçacı, neler söylediği hususunda ise televizyonlardan açıklandığında RTÜRK engeline takılacak kadar kötü sözler olduğunu kaydetti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in dünkü basın toplantısında Devlet Bahçeli için söylediklerinin hiçbir önemi olmadığını da belirten Cihan Paçacı,"Başbakanın konuşma ve üslup şekli ortada, isterlerse görüntüleri kendileri de uzmanlara okutabilirler. Zaten iktidarın, 7 yıldır ne dediğini kendi kulakları duyuyor mu acaba" karşılığında bulundu.

İDDİA EDİLEN GÖRÜNTÜDE NELER VAR

13 Kasım Cuma günü TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleşen Demokratik Açılım görüşmesinde MHP Lideri Devlet Bahçeli, 50 dakikalık konuşmasının son bölümlerinde, "Bu sözde açılım projesi, bölgemizdeki su ve enerjiyi ele geçirmek, kontrol altında tutmak ve stratejik olarak rezerve etmek isteyen, küresel gücün yazdığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin dayatmasıdır. Tarihi kökler itibari ile sömürgeciliğe karşı duruşu ve mazlum İslam ülkelerinde mücadelesi bilinen siyasi İslamcılığın bugünkü fason sahipleri, bu projeyle küresel oyunun parçası haline gelmiş ve ırkçı noktaya sürüklenmiştir…" diyor.

Bahçeli bu sözleri söylerken Kabine üyeleriyle birlikte Meclis’teki yerinde oturan Başbakan Erdoğan bir eliyle ağzını kapatarak konuşuyor. Hemen sonra elini ağzından çeken Erdoğan bir anlık durduktan sonra, değişen surat ifadesiyle bir şeyler mırıldanıyor… (O görüntüleri izlemek için tıklayın)
Haber 7

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan Bin Ladin’den daha tehlikeli

Flaş Haber Erdoğan Bin Ladin’den daha tehlikeli

Yazı, Middle East Forum adlı düşünce kuruluşunun direktörü Daniel Pipes tarafından kaleme alındı.
ERDOĞAN BATI UYGARLIĞI İÇİN DAHA TEHLİKELİ
Yazıda, “Bilgisayar terimleriyle konuşursak, Ayetullah Humeyni, Usame Bin Ladin ve Nidal Hasan İslamcılık 1.0 versiyonunu temsil ederken, Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Başbakanı), Tarık Ramadan (İsviçreli aydın) ve Keith Ellison (ABD Kongre üyesi) İslamcılık 2.0 versiyonunu temsil ediyor. İlki daha çok insan öldürürken, ikincisi Batı uygarlığı için daha büyük tehlike oluşturuyor" denildi.
İSLAMCILIK ÖNEMLİ BİR SİYASİ GÜÇ HALİNE GELDİ
1.0 versiyonunun ‘küresel bir halife tarafından, şeriatla yönetilen bir toplum hedefinin önünde engel gördüğü şeylere saldırdığı’nı yazan Pipes, “Totaliter yönetimden mega terörizme kadar uzanan İslam’ın orijinal taktikleri, sınırsız zalimliğe izin veriyor. Tek bir saldırıda 3 bin ölü? Bin Ladin’in atom silahı peşinde koşması, bu rakamın yüz, hatta bin kat daha fazla olabileceğini gösteriyor. Ancak, son 30 yıla baktığımızda İslamcılığın önemli bir siyasi güç haline geldiği ve tek başına şiddetin fazla işe yaramadığını anladığı görülüyor" sözlerine yer verdi.
Terörizmin verdiği fiziksel zarara ve ölümlere rağmen, var olan düzeni değiştiremediğini yazan Pipes, 1981′de Enver Sedat’ın öldürülmesi, 11 Eylül saldırıları, 2002 Bali ve 2004 Madrid bombalı saldırıları ile İsrail, Afganistan ve Pakistan’daki terörist saldırılara rağmen kimsenin radikal İslam’a boyun eğmediğini vurguladı.
"ERDOĞAN HALKI İKNA EDİYOR"
İslamcılık 1.0 versiyonunun uyguladığı şiddetin zaman zaman şeriat yönetimini iktidara getirse bile, İslam 2.0 versiyonunun stratejisinin daha çok işe yaradığını yazan Pipes, “Bu versiyonda İslamcılar halkın gönlünü kazanmaya oynuyor. İslamcılar 1992′de Cezayir, 2001′de Bangladeş, 2002′de Türkiye ve 2005′te Irak’ta seçimleri kazandılar. Bir kere iktidara geldikten sonra ülkeyi şeriata doğru götürmeye başladılar. Mahmud Ahmedinecad İran sokaklarında muhalefetle karşı karşıya kalır ve Bin Ladin bir mağarada saklanmaya devam ederken, Erdoğan halkı ikna ediyor, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden şekillendiriyor ve dünyadaki İslamcılara çekici bir model oluşturuyor" ifadesini kullandı.
EL KAİDENİN YENİ TAKTİĞİ
Gazeteye göre, El Kaide’nin yeni süreci gören bazı önde gelen teorisyenleri bu yüzden artık terörizmi kınayarak siyasi araçlara yöneldi.
"Dr. Fadl" adıyla tanınan ve Enver Sedat’ın öldürülmesinde yer alan Seyyid İmam El Şerif’in artık şiddetten vazgeçip toplumun ve devletin içine sızma stratejisini benimsediğini yazan Pipes, “Sonuç olarak, faşistler ya da komünistler değil, sadece İslamcılar kaba kuvvet kullanmanın ötesine geçip halkın desteğini kazanmayı ve 2.0 versiyonunu geliştirmeyi başardı. İslam’ın bu versiyonu geleneksel değerleri görmezden gelip özgürlükleri yok ettiği için, uygar yaşamı 1.0 versiyonunun zalimliğinden daha çok tehdit ediyor" dedi.

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan: Bizde bir laf vardır

Flaş Haber Erdoğan: Bizde bir laf vardır
Erdoğan: Bizde bir laf vardır

İki ülke arasında 8 anlaşmanın imzalandığını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gülerek, "Bizde bir laf vardır yarı Türkçe yarı Arapça (et tekraru ahsen, velev kane yüz seksen)" dedi. Foto Galeri – Tarihi görüşmeden sıcak karelerBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Libya’ya yaptığı ziyaretin çok verimli geçtiğini görmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte iki ülke bakanlarının bir araya gelerek işbirliği sürecini geliştireceklerini bildirdi.

Erdoğan ve Libya Başbakanı Bağdadi Ali El Mahmudi Başbakanlık’ta ortak basın toplantısı düzenledi.

Dost ve kardeş ülke Libya’yı ziyaret etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Erdoğan, ziyaretinde kendisine Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanı sıra milletvekilleri ile 250′yi aşkın iş adamının refakat ettiğini söyledi.

Ziyaret vesilesiyle Libya ile Türkiye arasındaki tarihi ve köklü ikili ilişkiler ile uluslararası işbirliğine yeni bir ivme kazandırmayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

‘Dün sabah değerli kardeşim Bağdadi ile önce baş başa görüşmemiz oldu. Ardından, heyetler arası, çok çok faydalı görüşmeler gerçekleştirdik. Esasen ikili olan ilişkilerimizi daha ileri nasıl götürebiliriz bunun karşılıklı düşünce alışverişini yaptık. 2008 sonu itibariyle 1,4 milyar dolar olan dış ticaret hacmimizi bu yıl sonu itibariyle 2 milyar dolara ve 5 yıl içinde de nasıl 10 milyar dolara çıkarabiliriz bunun görüşmelerini yaptık.

Tabii her iki tarafta da bu hedeflere yönelik bir siyasi iradenin olduğunu görmek gerçekten beni çok çok mutlu etti.’

İKİLİ ANLAŞMALAR

İki ülke arasında 8 anlaşmanın imzalandığını belirten Erdoğan, gülerek, ‘Bizde bir laf vardır yarı Türkçe yarı Arapça (et tekraru ahsen, velev kane yüz seksen)’ dedi ve anlaşmalara ilişkin şu bilgileri verdi:

‘Dış ticaret ve müteahhitlik hizmetlerine yönelik teminat mektuplarına ilişkin mutabakat zaptı, gerçekten bu noktada değerli kardeşim Bağdadi’nin ileri sürdüğü teklif çok çok önemliydi ve yol açıcıydı. Yani bunu 3 kategoride gerçekleştirelim, birinci kategoride Ziraat Bankası, İş Bankası ve Libya Bankasının müşterek olarak sermayelerini 1 milyar dolara çıkarmalarını temin edelim… Ve bu onlardan gelecek teminat mektupları zaten ‘kabul’ dendi. İkinci kategoride Halk Bankası, Vakıfbank onlardan gelecek teminat mektupları üzerinde çalışalım dendi. Üçüncü kategoride ise özel sektör bankalarının Hazine, Maliye gibi devletin referansıyla vereceği teminat mektupları olsun ki bunları kabul edelim dedik.

İkincisi, Afrika’da ortak yatırımlarla ilgili bir mutabakat zaptı. Yani eğitim, sağlık, inşaat, ulaşım bir çok konularda. Üçüncüsü ortak tarım yatırımlarının güçlendirilmesi mutabakat zaptı. Bayramdan sonra süratle bunun adımlarını atma kararını verdik. Dördüncüsü tarımsal işbirliği mutabakat zaptı,beşincisi yatırım ajansları arasında işbirliği mutabakat zaptı, altıncı ulaştırma işbirliği protokolü, yedincisi yatırımların korunması ve teşviki anlaşması… Ve sonuncusu ki Kurban Bayramı’nda iki bayramı bir arada kutlayacağımız bir mutabakat o da vizelerin karşılıklı olarak kaldırılması. Geçen Ramazanda Suriye ile böyle bir anlaşma imzaladık, Kurban Bayramın’da da Libya ile vizelerin kaldırılması anlaşmasını imzalamış olduk.’

Bunun yanında bazı imzalanacak anlaşmaların da öngörüşmelerini yaptıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, çifte vergilendirmenin önlenmesi, yüksek düzeyli işbirliği konseyinin kurulması gibi konuların bunlar arasında olduğunu söyledi.

Türkiye ile Libya arasındaki toplam ticaret hacmi ve müteahhitlik gibi çeşitli alanlarda iş imkanlarının artırılması konularınında ziyaretin öncelikleri arasında olduğunu belirten Erdoğan, ayrıca ulaştırma, tarım ve bankacılık gibi çok çeşitli alanlarda da işbirliğini yaygınlaştırması gayreti içinde olunacağını ifade etti.

‘İKİLİ İLİŞKİLERİN MAZİSİ 16. YÜZYILA DAYANIYOR’

Başbakan Erdoğan, Türk iş adamlarının Libyalı muhataplarıyla yaptıkları görüşmelerin de verimli sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek, dün 500′e yakın Libyalı ve Türk iş adamının katıldığı bir toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Erdoğan, ‘Gerek bir ufuk tazeleme gerekse onlara motivasyon noktasında bir zenginlik kazandırmanın bizlerde gayreti içerisinde olduk. Ve her zaman yanlarında olacağımızı bu köklü tarihi ilişkilerimizi ve ortak kültürümüze dayanan alt yapı zenginliğimizi geleceğe hep birlikte taşımamız gerektiğini orada ifade ettik’ diye konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:

‘Burada bir şeyi özellikle vurgulamakta yarar görüyorum, ortak tarihin, ortak kültürün geliştirilmesi ve genç nesillere bunun tanıtılması, özellikle korunması çok büyük önem ifade ediyor.

Dün öğleden sonra, sayın lider, kardeşimiz Kaddafi ile çok uzun, detay görüşmelerimiz oldu. Gerek Türkiye, Libya ikili ilişkileri gerek bölgeye ait sorunlar gerekse küresel sorunları değerlendirme fırsatımız oldu. İkili ilişkilerimizin mazisi 16 yüzyıla dayanıyor. 16. Yüzyıl’dan bugüne değin bu süreci kronolojik yapısı içinde gerçekten derin tarihi bilgileri içerisinde değerlendirme imkanımız oldu. Özellikle de Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Afrika’da müşterek neler yapabileceğimizi aramızda müzakere ettik. Afrika’da Libya’nın gerek dönem başkanı olarak ve Sayın liderin Afrika’daki liderlik konumu itibariyle de kendilerinden Türkiye olarak atacağımız bu adımlarda gerekli müşterek çalışmaları istirham ettik ve bu konuda müşterek çalışmaya girebileceğimizi gördük.

Malum Afrika’nın 52 ülkesinden 50′sinde Libya’nın büyükelçiliği var. Bizim ise önümüzdeki yıl sonuna kadar hedefimiz 27 büyükelçiliğe ulaşmak. Bu konuda müşterek bir çalışmayı yapmak suretiyle süratle bu büyükelçiliklerimizi açalım istiyoruz.’

Afrika’da eğitim, sağlık, alt ve üst yapı gibi birçok alanda müşterek çalışma gerçekleştirmeyi istediklerini belirten Erdoğan, yakın işbirliğinin süreceğini teyit ettiklerini kaydetti.

Erdoğan, ‘Gerçekten ziyaretimizin çok çok verimli geçtiğini görmenin mutluluğu içindeyim. Bundan sonraki süreçte Bakanlarımızın ağırlıklı olarak da icracı Bakanlarımızın bir araya gelmek süratiyle bu süreci zenginleştireceğini burada açıklamak istiyorum. Aksi takdirde bu bir turistlik seyahat olmuş olur ki üzülürüz. Her alanda bu adımları atacağız. Ve bununda bizzat takipçisi olacağız’ diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ziyaret sırasında kendisine ve heyete gösterilen misafirperverlik nedeniyle başta Libya Lideri Muammer Kaddafi olmak üzere tüm ilgililere teşekkür ederek, yaklaşan kurban bayramını da kutladı.

AA

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan üstü kapalı kabul etti

Flaş Haber Erdoğan üstü kapalı kabul etti
Erdoğan üstü kapalı kabul etti

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, üstü kapalı olarak Kafes Planına dikkat çekti. İstişare ve Değerlendirme Toplantılarını düzenli olarak yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, parti içi demokrasiyi en iyi şekilde çalıştırarak Türk siyasetinde çığır açtıklarını vurguladı.

AK Parti siyasetinin oluşturulmasında tüm kademelerin söz sahibi olduğunu kaydeden Erdoğan, diğer partilerin de bu tür organizasyonlar yapmaya çalıştıklarını ancak bunda başarılı olamadıklarını ifade etti. Diğer partilerden farklı olduklarını belirten Erdoğan, AK Parti’nin milletin partisi olduğunu ve bu şekilde yoluna devam ettiğini dile getirdi.

Milletin emanetine bugüne kadar nasıl sahip çıktıysalar, bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacaklarını, o emaneti asla yere düşürmeyeceklerini AK Parti’nin Büyük Kongresi’nde güçlü bir şekilde ifade ettiklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bize emanet edilen bu coğrafyanın tarihidir, bize emanet edilen bu coğrafyanın namusudur, bize emanet edilen bu milletin huzuru ve emniyetidir, bu milletin refahı ve esenliğidir, bize emanet edilen bayrağımızdaki hilalin, bayrağımızdaki yıldızın hürriyeti ve istiklalidir. O bayrağı, o hilali, o yıldızı 72 milyon adına daha yükseğe çekmek için 7 yıl boyunca var gücümüzle çalıştık. O bayrağı çok daha yükseklere diktik, çok daha engin ufuklarda dalgalandırdık. Bundan sonra da bu gayreti Allah’ın izniyle, milletimizin hayır duasıyla yılmadan, yıkılmadan sürdüreceğiz.

Milletimizin ufkunu açmak, devletin gücüne güç katmak, devlet-millet bütünleşmesini daha da perçinlemek noktasında muazzam mesafeler katettik, muazzam başarılar yakaladık. Asla popülizme tevessül etmedik, asla vesiseye, hileye tevessül etmedik, asla hukuksuzluğa tevessül etmedik, çetelere göz yummadık, mafyaya eyvallah demedik, kirli ilişkilere, kirli örgütlenmelere asla hoşgörü göstermedik.

Ne tür kirli senaryoların gündeme geldiğini, hukukun konusu olduğunu görüyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz inadına demokrasi dedik. Bütün bunlara rağmen biz hukuk dedik, adalet dedik.

Millet aşkına, ülke aşkına, hizmet aşkına, ‘cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz, bu yol ki hak yoludur, dönme bilmez yürürüz’ dedik ve bu şekilde yürüdük.”

-”BİRÇOK BÖLGEDE AĞIR TRAVMALAR YAŞANDI”-

”AK Parti’nin demokrasi ve hukuk yolunda dimdik ayakta kalmasını, sarsılmaz bir şekilde yoluna devam etmesini ve kararlı bir duruş sergilemesini sadece bir partinin sorunu olarak değil, ülkenin ve demokrasinin sorunu olarak gördüklerini” vurgulayan Erdoğan, AK Parti’nin kaderini Türkiye’nin kaderinden asla ayrı düşünmediklerini ifade etti.

Türk Milleti olarak, tarih boyunca elde edilen zaferler başarılar yanında çok sayıda badirelerin de atlatıldığını belirten Başbakan Erdoğan, ülkenin, vatanın ve toprakların tehdit altında kaldığını dile getirdi.

Türk Milletinin birlik ve bütünlüğünün tarih boyunca defalarca sınandığını anlatan Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nın öncesinde Osmanlı Devleti’nin toprak kaybederek küçüldüğünü hatırlattı. Erdoğan, Misak-ı Milli sınırlarının da bir süre işgal altında kaldığını kaydederek, birçok bölgede ağır travmaların yaşandığına dikkati çekti. Bu travmanın milletin derin hafızasında izler bıraktığını kabul etmek gerektiğini belirten Erdoğan, ancak Türk Milletinin yaşadığı acıları geride bırakıp ileriye yürümesini her zaman başardığını söyledi. Erdoğan bu başarının Kurtuluş Savaşı’ndan sonra gerçekleştiğini bundan sonra da gerçekleşeceğini ifade etti.

Türk Milletinin yaşadıkları acıları sürekli taze tutmadığını belirten Erdoğan, hiç bir dönemde sömürge olmayan Türk Milletinin yaşadığı acılarla başetmesini ve her zaman ümitvar olmayı, geleceğe umutla yürümeyi bildiğini dile getirdi.

-”SANAL KORKULAR, HAYALİ TEHDİTLER…”-

Yaşanan acılardan ve felaketlerden ders alındığını vurgulayan Erdoğan, yaraların sarıldığını ve yola devam edildiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Yaşanılan acıları, millet olarak yaşanan travmaları, milletimizin derin hafızasını, kolektif bilincini bir korku aracı olarak kullananlar çıkabiliyor. Atılan her adımda geçmişte yaşananları hatırlatıp bu milleti korkuya mahkum etmek, korkuya teslim etmek isteyenler çıkabiliyor. Yani bir korku toplumu oluşturma gayreti içerisinde olanlar çıkabiliyor. Tarih yeterli gelmediğinde sanal korkular, hayali tehditler üretip milleti bu şekilde dize getireceklerine hala inanlan olabiliyor.

7 yıl boyunca AK Parti olarak bunu defalarca yaşadık, defalarca gördük. Türkiye’nin hangi meselesine elimizi uzatsak orada önümüze engeller çıkarıldı. Avrupa Birliği dedik, ‘kimliğimiz tehlike altında’ dediler. Kıbrıs dedik, ‘milli menfaatlerimiz tehdit altında, peşkeş çekiyorlar’ dediler. Komşularla sıfır problem dedik, ‘eksen kayıyor’ dediler. Ermenistan dedik, ‘Sevr’ dediler. Çetelerle mücadele dedik, ‘sakın ha dokunma’ dediler. Hukuk dedik, ‘yaklaşma’ dediler. Demokrasi dedik, ‘uzak dur, neyine lazım’ dediler. Şimdi de Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci diyoruz, ‘ihanet’ diyorlar, ‘hıyanet’ diyorlar, ‘müzakere, mütareke, bölünme’ diyorlar. Aynı siyaset, aynı tavır, aynı tutum ve üzülerek söylüyorum, aynı korkak yaklaşımı sergiliyorlar.

Eflatun ne güzel söylemiş, ‘korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikememişlerdir’.

Eğer Alparslan korksaydı Malazgirt olur muydu? Kılıçarslan korksaydı işgal orduları Anadolu’da durdurulabilir miydi? Selahaddin Eyyubi korksaydı ismi tarihe yazılabilir miydi? Orhan Gazi korksa Bursa, Fatih korksa İstanbul olur muydu? Pir Sultan korksa, Dadaloğlu korksa o muhteşem dizeler dillerinden dökülür müydü? Mimar Sinan korksa muhteşem minareler Anadolu’dan Rumeli’nden göğe yükselebilir miydi? Mimar Hayrettin korksa azgın nehirlere bir gerdanlık gibi o köprüler kurulabilir miydi? Kahraman Mehmetçik korksa Çanakkale’de o destan yazılabilir miydi? Hasan Tahsin, Sütçü İmam, Nene Hatun, Şerife Bacı korksalar bu millet Kurtuluş Savaşı’nda istiklaline kavuşabilir miydi? Ve soruyorum sizlere Mustafa Kemal korksa bu cumhuriyet inşa edilebilir miydi? Merhum Menderes korksaydı bize bu demokrasi mirasını bırakabilir miydi? Merhum Özal korksaydı kendisine yapılan suikast girişimin hemen ardından ‘Allah’ın verdiği ömrü O’ndan başka alacak yoktur’ sözünü söyleyebilir miydi?”

-”KORKMAYARAK GELECEĞE YÜRÜYECEĞİZ”-

İstiklal Marşı’nın ‘korkma’ uyarısıyla başladığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, korkma ile başlayıp bugünlere gelindiğini ve daha da ilerilere gidileceğini ifade etti.

Korkarak değil, korkmayarak geleceğe yürüyeceklerini kaydeden Erdoğan, korkunun aklın katili olduğunu ve insanı köleleştirdiğini dile getirdi.

Erdoğan, ”Korku üzerine ülke inşa edilemez. Korku üzerine gelecek inşa edilmez. Korku üzerine demokrasi bina edilemez. Bunun içindir yedi yıldır korkmadık. Yedi yıldır, üretilen korkulara boyun eğmedik. Yedi yıl boyunca korkanlardan, korkaklardan olmadık. Allah’ın izniyle bundan sonra da korkmadan yolumuza devam edeceğiz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara ne kadar nahoşsa, ne kadar istismarsa, ne kadar tahrikse açık söylüyorum, bir şehit annesini elinden tutarak Meclise taşımak, ona orada slogan attırmak, onun üzerinden şehitlerimizi ve şehit ailelerimizi istismar etmek de o kadar nahoştur, o kadar istismardır, o kadar provokasyondur” dedi.

Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Asya Termal Tatil Köyü’nde düzenlenen 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, ”demokratik açılım” çalışmaları konusunda oynanan oyunları bozup, istismar zeminini kaldıracaklarını ve Türkiye’ye yeni bir ufku hep birlikte çizeceklerini söyledi.

”Gün nutuk günü veya nutuk atma günü değildir” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

”Gün süslü söylevler irat etme günü değildir, gün ölümlere çare bulma günüdür. Gün akan kanı dindirme, annelerin gözyaşını bitirme günüdür. Bundan gerisi lafı güzardır. Hükümet olarak 7 yıl boyunca bu konuda önemli, somut adımlar attık. Bir yandan terörle mücadele ettik, bir yandan dağa çıkışları engellemek için ekonomik, sosyal, psikolojik tedbirleri kararlılıkla aldık. Çünkü biliyorduk ki sadece askeri, güvenlik tedbirleriyle bu iş çözülmüyor. İşte 25 yıldır çözülmedi. Öyleyse atmamız gereken farklı adımlar var. ‘Psikolojik, sosyolojik, ekonomik, diplomatik alanda atmamız gereken adımlar var’ dedik ve bu alanların hepsine yoğunlaştık. Biz, boş oturup, nutuk atıp, acziyet içinde ‘akan kan dursun’ demedik, demiyoruz. Biz, çalışarak, çabalayarak, yatırım yaparak, hizmet üreterek, hak ve özgürlükleri geliştirerek, aktif dış politika yürüterek, terörle etkin bir mücadele yaparak akan kan dursun diye uğraşıyoruz. Bizim çağrımız, kuru bir temenni, karşılığı olmayan iyi niyet ifadesi değildir. Biz 7 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaların neticesinde bu kritik noktaya gelindiğine inanıyoruz, yürütüğümüz etkili politikalar neticesinde tarihi adımlar atılabileceğini görüyoruz.”

-OHAL’DE EKMEK KARNEYLE, ÇAY GRAMLA VERİLİYORDU”-

Türkiye’de bir dönem Olağan Üstü Hal (OHAL) uygulaması bulunduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Ülkenin diğer kesimindeki vatandaşlarım bunu bilmiyor olabilir. OHAL’in ne anlama geldiğini, nasıl bir uygulama olduğunu yaşamamış olabilir. Ekmek karne ile alınıyordu, çay gramla alınabiliyordu. 1940′ların CHP yönetimi altındaki Türkiye’sinden bahsetmiyorum. 1990′ların, 2000′li yılların CHP’li yönetimlerinden, MHP’li yönetimlerinden bahsediyorum. Şehirler arasında ancak konvoylarla seyahat edilebiliyordu. Dikkat ediniz Elazığ’dan Tunceli’ye gitmek istediğinizde, özgür bir ülkenin, özgür bir vatandaşı gibi özgürce seyahat edemiyordunuz. Ancak haftanın 2 gününde yolculuk yapabiliyordunuz. Aydın-İzmir arasında böyle şey olduğunu tahayyül edebiliyor musunuz? Kocaeli-İstanbul arasında böyle bir şey olduğunu tahayyül edebiliyor musunuz ama Türkiye bunları yaşadı ve bu manzarayı, bu tabloyu ortadan kaldıran da yine biz olduk. Bir şeylere rağmen bunu kaldırdık. Bunun devamını isteyenler vardı bu ülkede ama bölge insanı artık buraya gelmişti. ‘Yeter ki bizi OHAL’den kurtarın başka bir şey istemiyoruz’ diyorlardı. Biz bunu gerçekleştirdik, bunu kaldırdık. Bunu kaldıran kim? AK Parti iktidarı. Birileri laf yapar, birileri icraat. Biz icraat sahibiyiz.”

-”OY AVCILIĞINA KURBAN EDİLMEK İSTENİYOR”-

Erdoğan, son derece hassas bir süreçten geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Muhalefet partilerinin tahrikleri ve istismarları, vatandaşlarımız arasında maalesef soru işaretleri oluşturuyor. Böylesine hayırlı, böylesine samimi ve kararlı bir girişim karşısında bile ülkenin, milletin hassas değerleri istismar ediliyor. Oy avcılığına kurban edilmek isteniyor. Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara ne kadar nahoşsa, ne kadar istismarsa, ne kadar tahrikse açık söylüyorum bir şehit annesini elinden tutarak Meclis’e taşımak, ona orada slogan attırmak, onun üzerinden şehitlerimizi ve şehit ailelerimizi istismar etmek de o kadar nahoştur, o kadar istismardır, o kadar provokasyondur. Hiç kimse vatandaşlarımın hissiyatıyla oynamaya kalkmasın, hiç kimse milletin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapmaya yeltenmesin. Hiç kimse bizim aziz şehitlerimizi kendi çarpık siyasi görüşlerine malzeme yapma gafletine düşmesin. Bu şehitlerimizin aziz hatırasına yapılacak en büyük haksızlık olur.”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dinlenilme konusunu hükümetle bağlantılı gösterenlerin art niyetli davrandıklarını, kamuoyunu etkilemeye, zihinleri bulandırmaya çalıştıklarını belirterek, ”Dinlenme meselesinin hükümetle yakından, uzaktan bağlantısı yoktur, zaten olamaz da. Her şey hukuki süreç içinde gelişiyor, sorunun çözümü de yine hukuk içinde olacaktır.” dedi.

Erdoğan, partisince Kızılcahamam Asya Termal Tesislerinde düzenlenen 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son yedi yılda çok farklı bir yere geldiğini anlattı ve daha da iyi noktalara geleceğine işaret etti.

Erdoğan, küresel ekonomik krizin ardından Türkiye ekonomisinin hızla toparlandığını, birçok uluslararası derecelendirme kuruluşunun ”Türkiye’nin krizde iyi bir sınav verdiğini ve krizden en az etkilenen ülkeler arasında yer aldığını” teyit eden raporlar açıkladığını söyledi.

Son olarak OECD’nin Ekonomik Görünüm Raporunda, ABD ekonomisinin 2010′da yüzde 2.5, Avrupa Birliğine üye ülkeler bölgesinin binde 9 ve Türkiye’nin ise yüzde 3.7 oranında büyüyeceğinin öngörüldüğünü ifade eden Erdoğan, 2011′de ABD’nin yüzde 2.8, avro bölgesinin yüzde 1.7 büyüyeceği tahmin edilirken, Türkiye için beklentinin yüzde 4.6 oranında olduğunu kaydetti.

İşsizlik konusuna ilişkin kriz süresince köklü tedbirler alındığını, bu nedenle Türkiye’nin İspanya ve Ukrayna gibi büyük rakamlar görmediğini anlatan Erdoğan, ”Pozitif büyüme ile birlikte işsizlikte önemli düşüşler yaşanacağını biliyoruz. İstikrarı, güveni, huzuru pekiştirme noktasında attığımız adımlar ekonomiyi son derece olumlu şekilde etkileyecek. Turizm, ihracat ve uluslararası yatırımlar konusunda Türkiye yeni rekorlara doğru emin adımlarla ilerleyecek” diye konuştu.

-”DİNLENME MESELESİNİN HÜKÜMETLE BAĞLANTISI YOKTUR”-

Başbakan Erdoğan, ”dinlenilme” konusunda da hükümetin ”insafsız ve haksız yere eleştirildiğini” belirterek, şöyle konuştu:

”Bu konuda ilgili kurumlarımız, bakan arkadaşlarımız gayet net açıklamalar yaptı. Ulaştırma ve Adalet bakanımın yaptığı çok açık, net açıklamalar var. Meseleyi hükümetle bağlantılı gösterenler art niyetli davranıyorlar, kamuoyunu etkilemeye, zihinleri bulandırmaya çalışıyorlar. Dinlenme meselesinin hükümetle yakından, uzaktan bağlantısı yoktur, zaten olamaz da. Her şey hukuki süreç içinde gelişiyor, sorunun çözümü de yine hukuk içinde olacaktır. Hükümet olarak istismarları, suistimalleri önleyecek adımları elbette atacağız, atıyoruz. Karşınızda dinleme mağduru olarak, usulsuz şekilde dinlenen başbakan olarak… Hakkında herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın dinlenen bir başbakan var karşınızda. Bazı senaryolar hazırlayanlara sormak lazım, ‘Bu senaryoları hazırlıyorsunuz da acaba dergilerinde, şurada, burada Başbakanın açıkça dinlendiğini yazanlara, çizenlere bu hesabı niye sormuyorsunuz’ diye. Acaba bunu soranlar var mı? Yazılı ve görsel medyaya sesleniyorum; bunun hesabını yapıyor musunuz?

Dinleme konusunda teknoloji o kadar ileri ki art niyetli olsam, bana ait olan dinlemeleri ortadan kaldırırım. Bununla ilgili attığımız yasal adımlar var, aldığımız tedbirler var. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz, atabileceğimiz en ileri adım neyse bu adımı atıyoruz, atacağız. Teknolojik olarak alabileceğimiz en ileri tedbirler neyse bunu da alacağız. Biz, kim olursa olsun insanların dinlenilmesini, haklarında bir mahkeme kararı olmaksızın dinlenilmesini bir defa insana saygısızlık olarak görüyoruz. Gereği neyse bunu yapmak için yasal düzenlemeler yapmayı görev terakki ediyoruz.”

Başbakan Erdoğan, Türkiye’ye 7 yıldır kazandırılan büyük eserlerin, hizmetlerin milletin desteğiyle Türkiye için üretilmeye devam edeceğini ve önümüzdeki günlerde barajlardan duble yollara, bölünmüş yollardan alt yapı çalışmalarına varıncaya kadar bir dizi açılış programları olduğunu söyledi.

-AÇILIŞ PROGRAMLARI-

Vatandaşların açılış programlarına katılmasını isteyen Erdoğan, ”Açılış programlarını yazılı ve görsel medyaya göremeyeceksiniz, izleyemeyeceksiniz. Onun için teşkilattan bunları takip edin ve heyecanımızı paylaşın” dedi.

Ankara-Kırıkkale arasındaki Elmadağ virajlarına yapılan yol ile Mekece-Sakarya arasındaki yolun bittiğini ve önümüzdeki günlerde açılışının yapılacağını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

”Elmadağ’ın ölüm virajları bitti. Bugüne kadar gelenlerin hiç akıllarından geçmez miydi? ‘Niçin bu yapılmaz. Arkadaş, bu dar yollardan, ölüm virajlarından uçuruma uçanlar, ölenler var’ diye. Biz yaptık ve bitti. MHP, ANAP, DSP iktidar olmadınız mı? İktidardaydınız, niçin bir kazma çakmadınız? CHP, sen bugüne kadar ortaklıklarda bulundun, niçin bir kazma çakmadın? Var mı böyle bir şey? Yok, biz varız, biz. Birçok barajın da açılışını yapacağız. İçme suyu ve enerji temininde birçok barajı açacağız. Doğalgaz, enerji noktasında ciddi adımlar attık, atıyoruz. Ülkemiz bir enerji üssü haline geliyor.”

Erdoğan, çalışma arkadaşlarını ”Türkiye aşklarından, sevdalarından ve hizmet heyecanından” dolayı kutlayarak, ”Şimdi daha fazlasını birlikte yapacağız. Yedi yılda Türkiye’ye tarihi başarılar kazandırdık, hep birlikte bir kez daha tarih yazmaktan öte yeniden tarih yapacağız” diye konuştu.

Milletin her bir derdiyle tek tek ilgileneceklerini ve gönüller yapmaya, kazanmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, Şeyh Edebali’nin ”Öfke onlara uysallık bize, güceniklik onlara gönül almak bize, suçlamak onlara katlanmak bize, acizlik onlara hoş görmek bize, anlaşmazlık onlara adalet bize, haksızlık onlara bağışlamak bize. Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma insanı yaşat ki devlet yaşasın” dizelerini okudu

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan: Bütün makamlardan vazgeçeriz

Flaş Haber Erdoğan: Bütün makamlardan vazgeçeriz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Bütün makamları feda etmeye hazırız, bütün unvanlarımızı masanın üstüne koymaya hazırız, bütün rütbelerimizden sıyrılmaya hazırız. Yeter ki bir damla dahi şehit kanı akmasın” dedi.

BÜTÜN MAKAMLARI FEDA ETMEYE HAZIRIZ
Başbakan Erdoğan, Beydağı Ağaçlandırma Projesi ve Malatyapark Alışveriş Merkezi ortak açılış töreninde bir konuşma yaptı. Erdoğan, ”Bütün makamları feda etmeye hazırız, bütün unvanlarımızı masanın üstüne koymaya hazırız, bütün rütbelerimizden sıyrılmaya hazırız. Yeter ki bir damla dahi şehit kanı akmasın” dedi.

BUNLAR YALAN VE İFTİRADIR
Erdoğan şöyle devam etti:

”Fakat biz şunu da biliyoruz, (Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana ağuşunu açmış duruyor peygamber). Biz buna inanan, bunu bilen bir kültürün, medeniyetin varisleriyiz. İşte bu kadar samimiyiz, hasbiyiz biz, hesabi değiliz. (Bayrağa sarılı tabutlar gelsin de çığırtkanlık yapalım, bağıralım, çağıralım, işaretlerle beraber bunu ranta dönüştürelim) diyen bir anlayışın da mensupları değiliz. İşte bu kadar iyi niyetliyiz. Şu ana kadar muhalefetin ortaya attığı iddiaların tamamı yalandır, iftiradır. Milletten yüz bulamayanlar iftira atıyorlar. Milletten teveccüh göremeyenler bizi itham ediyorlar. Milletin sevgisine mazhar olamayanlar bize kirli ithamlarla savuruyorlar. Malatyalı kardeşlerime sesleniyorum; tamamı yalandır, tamamı iftiradır.

72 MİLYON VATANDAŞI KUCAKLIYORUZ
Biz Türküyle Kürdüyle Lazıyla Çerkeziyle Gürcüsüyle Abhazasıyla Romanıyla aklınıza ne gelirse benim ülkemde yaşayan 72 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısında toplanmış tüm vatandaşlarımızı, (insanlığı severiz yaradandan ötürü) anlayışıyla seviyoruz, kucaklıyoruz.”

Haberin Devami