Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan Kılıçdaroğlu cevabı.

Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan Kılıçdaroğlu cevabı.

Sayın Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu cevabı

Sayın Başbakan R.Tayıp Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına adaylığı konusunda bakın ne nedi ?
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına adaylığı konusunda, ”Şu anda Kılıçdaroğlu gibi bir rakibimiz yok. Seçilsin ondan sonra gerekli değerlendirmeyi yaparız” dedi.

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına adaylığı konusunda, ”Şu anda Kılıçdaroğlu gibi bir rakibimiz yok. Bizim muhalefet malum, CHP’dir, diğerleridir” dedi.

Sayın Başbakan Erdoğan, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ilişkin soruyu yanıtladı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının hatırlatılması ve ”Yeni rakibiniz Kılıçdaroğlu. Beklediğiniz bir sonuç muydu? Bir mesajınız var mı?” diye sorulması üzerine, ”Şu anda bizim Kılıçdaroğlu gibi bir rakibimiz yok. Bizim muhalefet malum, CHP’dir, diğerleridir. Seçilsin ondan sonra gerekli değerlendirmeyi yaparız. Şu anda sadece CHP’nin içerisinde bir görevlidir” diye konuştu.

Haberin Devami

Sayın Erdoğan Fatih Sultan Mehmet Han`ı hatırlattı

Sayın Erdoğan Fatih Sultan Mehmet Han`ı hatırlattı

Sayın R.Tayıp Erdoğan Fatih Sultan Mehmet Han’ı hatırlattı

Sayın Başbakanımız R.Tayıp Erdoğan partisinin 9. Gençlik Şöleni’nde yaptığı konuşmada partili gençlere Fatih’i hatırlattı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan, ”(Gençler tecrübesiz) dediler, (Gençlere siyaset emanet edilmez) dediler. (Gençlere idarecilik verilmez) dediler. Milletvekili olma yaşını bizden öncekiler değil, biz 25′e çektik” dedi.
Erdoğan, İzmir’deki Halkapınar Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti 9. Gençlik Şöleni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 81 vilayetinden İzmir ve çevresiyle bu coşkuya ortak olan yol arkadaşlarını en kalbi duygularla selamladığını söyledi.
”Böyle ak bir gençliğe sahip olmaktan” gurur duyduğunu ve iftihar ettiğini belirten sayın Başbakan Erdoğan, 3 gün sonra kutlanacak olan Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın tüm gençlere, ülkeye ve millete kutlu olmasını temenni etti.
14 Ağustos 2001′de partiyi kurmadan, bu yola çıkmadan önce kendilerine dostlar, yoldaşlar, kardeşler, arkadaşlar edindiklerini kaydeden sayın Erdoğan, ”Bu yolu hep birlikte yürüyeceğimiz, yılmadan, yıkılmadan birlikte mesafeler katedeceğimiz, birbirimize el vereceğimiz, omuz vereceğimiz yol arkadaşları edindik. Buradan tüm samimiyetimle söylüyorum. Aradan geçen 9 yıl boyunca böyle genç yol arkadaşlarım olduğu için, böyle vefalı arkadaşlarım, kardeşlerim olduğu için Allah’a hamdettim. Rabbim yolumuzu her daim açık etsin, dostluğumuzu kardeşliğimizi daim etsin” dedi.
Gençlerin heyecanının, coşkusunun rehberleri olduğunu, gençlerin geleceğinin, dertleri, tasaları, kaygıları olduğunu anlatan sayın Başbakan Erdoğan, Mevlana’nın ”Dert adamı yollara düşürür” sözünü anımsatarak, gençlerin derdini kendi dertleri olarak gördüklerini vurguladı.
Sayın Başbakan R.Tayıp Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”(Gençler tecrübesiz) dediler, (Gençlere siyaset emanet edilmez) dediler. (Gençlere idarecilik verilmez) dediler. Hayır dedik. Biz ülkemizin gençlerine sonuna kadar güveniyor, sonuna kadar inanıyoruz dedik. Gençlerimizin her alanda yolunu açtık ve gençlerin milletvekili olma yaşını bizden öncekiler değil, biz 25′e çektik. 30 yaş değil, artık 25 yaşında bir genç, milletvekili adayı olabilecek. Öyleyse sevgili gençler, sizden bir ricada bulunuyorum. Açın Selçuklu tarihini, Osmanlı tarihini, Cumhuriyet tarihini okuyun. 13 yaşında sultanlar olduğunu göreceksiniz, 15 yaşında kumandanlar olduğunu göreceksiniz. 17 yaşında Fatihler olduğunu göreceksiniz. 20 yaşında mimarlar, dünyaya mal olmuş şairler, sanata bilime yön vermiş delikanlılar olduğunu göreceksiniz. Hani diyor ya Arif Nihat Asya, ‘Delikanlım, işaret aldığın gün atandan yürüyeceksin. Millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!’
Evet gençler tıpkı atalarınız gibi tıpkı mirasını devraldığınız dedelerimiz gibi sizler de tarih yazacak, sizler de tarihi değiştirecek yaştasınız. İşte onun için kendinizi iyi yetiştirin, okuyun, araştırın, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip edin. Gelecek elbette sizlersiniz. Geleceği şekillendirecek olanlar elbette sizlersiniz.”
Bir davaları olduğunu, bunun demokrasi ve Türkiye’yi büyütme davası olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Türkiye 26′ncı ülkeyken, dünyanın 17′ncisi oldu. Şu an Avrupa’nın 6. büyük ekonomisiyiz. G7 ülkeleri arasına girdik. Hedef, Cumhuriyetin 100′ncü yılında inşallah Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmesi. Davamız milletimizi yüceltme davası. Türkiye istikrarını, refahını, huzurunu kendimize dava olarak kabul ettik. Biz bu yola koltuk sevdasıyla, makam sevdasıyla çıkmadık, kendi çıkarlarımız için çıkmadık. 73 milyon vatandaşımızın derdi bizim derdimiz. Biz koltuğa yapışıp kalan siyasetçilerden değiliz, istismar edenlerden de değiliz. Tekrar dönüp gelmek üzere istifa edenlerden de değiliz. Biz yerini gençlere bırakmaktan kaçınanlardan değiliz. Önümüzdeki yıl seçimler var. Parlamentoya yine genç milletvekili sokacak partiyi göreceksiniz, yine biz olacağız.” AA

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan CHP ye sert tepki.

Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan CHP ye sert tepki.

ERDOĞAN’DAN SERT TEPKİ – VİDEO

[Sadece AK Parti Forum üyeleri linkleri görebilir. Burayı Tıkla Üye ol...]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Deniz Baykal’ın internet sitelerinde yayınlanan görüntülerle ilgili hükümeti suçlamasına tepki gösterdi. İlişkili Haberler[Sadece AK Parti Forum üyeleri linkleri görebilir. Burayı Tıkla Üye ol...][Sadece AK Parti Forum üyeleri linkleri görebilir. Burayı Tıkla Üye ol...][Sadece AK Parti Forum üyeleri linkleri görebilir. Burayı Tıkla Üye ol...][Sadece AK Parti Forum üyeleri linkleri görebilir. Burayı Tıkla Üye ol...]

Düzenlediği basın toplantısı ile istifa eden CHP Lideri Baykal’ın açıklamalarını hayretler içinde karşıladığını belirten Erdoğan, bütün bu yaşananların sorumluluğunu siyasi iktidara yüklemenin ahlaksız bir iftira olduğunu söyledi. Olayın başından beri kendisinin ve AK Parti Hükümeti’nin tüm gerekenleri yaptığını vurgulayan Erdoğan, Baykal’ın sözleriyle ilgili "Anamuhalefet lideri serinkanlılığını yitirmiştir. Hezeyan bataklığında debelenmektedir." diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği Genişletilmiş 2. Olağanüstü İcra Komitesi’nde yaptığı konuşmanın ardından CHP Lideri Deniz Baykal’ın istifasıyla ilgili basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Baykal’ın açıklamalarıyla ilgili "Doğrusu hayretler içindeyim" diyen Başbakan Erdoğan, CHP Lideri Baykal ile ilgili gelişmeleri tüm Türkiye gibi kendilerinin de kaygı ve hayretle izlediğini söyledi. Olayın başından itibaren ilkesel duruşlarını samimiyetle ortaya koyduklarını belirten Erdoğan, "Anayasa müzakerelerinin yapılmış olduğu TBMM parlamentosunda tümünden oylama öncesine geldiğimiz sıralarda kuliste bu haberi arkadaşlarım bana getirdiği zaman görüntüleri kendim görmedim ama arkadaşlarımdan duyduğumla hemen Ulaştırma Bakanıma orada talimat verdim ve ‘bir an önce bunun engellenmesi için ne yapılabiliyorsa bunu yapın’ demiş olmama rağmen gelişmeler hayret uyandırıcı." şeklinde konuştu.

Toplumun genel ahlak değerlerini tahrip edebilecek böyle bir yayına devlet ve hükümet olarak asla seyirci kalamayacaklarını ve kalmadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Böyle bir gizli çekimin yapılması, bu çirkin görüntülerin internet marifetiyle kullanılması bizim ilkesel olarak, insani olarak, ahlaki olarak ve hukuki olarak kabul edeceğimiz, tahammül edeceğimiz bir durum değildir. Zira biz ilkesel olarak herhangi bir olumsuzluğun şüyunun yani yayılmasının vukuundan daha beter olduğuna inanan bir anlayışa sahibiz." dedi.

Bu yüzden olayı duyduğu andan itibaren gereken talimatları verdiğini belirten Başbakan Erdoğan, AK Parti Tanıtım ve Medya’dan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e ve parti teşkilatına, "Asla burada kalkıp bu işin spekülasyonuna yer vermeyin, CHP bizim siyasi rakibimizdir. Dolayısıyla siyasi noktada her türlü eleştiri yaparız ama bu tür kişisel durum bizim değerlendirme çerçevemize girmez dedik ve olayı bu şekilde o gün kapattık." ifadelerini kullandı.

Bu talimatları verirken bir yandan da Baykal ile ilgili görüntülerin yayılmasını önleme çabasına girdiklerini belirten Erdoğan, tüm bu iyi niyetli çabalarına rağmen CHP Lideri Deniz Baykal’ın yaptığı açıklamaların en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkin olduğunu belirtti.

Yaşananların tüm sorumluluğunu siyasi iktidara yüklemeye çalışmanın ahlaksız bir iftira olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, "Bu büyük bir hezeyandır. Ümit ediyorum ki bu mesnetsiz suçlamalar içine düşen ve içine düştüğü bu ruh halinin, yaşanan travmanın doğurduğu istemsiz bir reaksiyon kısa zamanda sona erer. CHP yöneticilerin çarpıtma ve gündem değiştirme taktikleri de yaşanan olayın vehametini gölgelemeye yetmeyecektir." dedi.

Olayın gerçek dışı olmasını temenni ettiklerini ancak CHP liderinin şu ana kadar böyle bir açıklama yapamamasının da üzüntülerini bir kat daha artırdığını aktaran Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Anamuhalefet lideri serinkanlılığını yetirmiştir. Hezeyan bataklığında debelenmektedir. Bu olayların tamamen dışında olan şahsımı, arkadaşlarımı hükümetimizi, partimizi hiç kimse ama hiç kimse çirkin iftiralarla kendi çirkinliklerine ortak edemez. Kendi düzeylerine çekemez. CHP lideri bizim iyi niyetli tutumumuzu sorgulamaya yelteneceğine kendi kabahatini ve çaresizliğini bizim üzerimizden aşmaya siyasallaştırmaya çalışacağına kendisinde beklenen olgunluğu sergilemelidir."

CHP Lideri Baykal ve partilileri yaşanan olayın perde arkasıyla ilgili ellerinde bir belge ya da somut bir duyum varsa kamuoyuyla ve gerekli resmi makamlarla paylaşmaya davet eden Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: "Aziz milletimiz de yaşananları ibretle izlemektedir. Herkesi sağduyuya serinkanlı düşünmeye ve hareket etmeye özellikle davet ediyorum." (CİHAN)

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan uyarı; Kudüs yanarsa…

Sayın R.Tayıp Erdoğan`dan uyarı; Kudüs yanarsa…
Erdoğan’dan uyarı: Kudüs yanarsa…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın ortak mirası Kudüs’ün yanması halinde, dünyanın yanacağı uyarısında bulundu.Conrad Otel’de düzenlenen İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKTPAB) Genişletilmiş II. Olağanüstü Toplantısı’nda konuşan Başbakan Erdoğan, Kudüs’ün İslam alemi için önemine değindi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin’in de katıldığı program, Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda konuşan Erdoğan, 1969′da Kudüs’te insanlığın eski mirası, Müslümanların ilk kıblesi Mescidi Aksa’ya yönelik saldırılarla başlatılan yangının günümüzde hala söndürülemediğini söyledi.

Kudüs’te 1969 yılında tahrip edilen minberin Türkiye tarafından restore edildiğini belirten Erdoğan, ancak o yıllarda başlatılan yangının hala söndürülemediğini dile getirdi. Erdoğan, "Şunu çok açık ifade etmek istiyorum. 1969 ve sonrasında hatta bu gün Kudüs’te yanan taştır, topraktır, ağaçtır. Kudüs’ün ruhu yakılamayacak yok edilemeyecek kadar kutsal, mübarektir. Kudüs’ü yakanlar yakmaya ve yok etmeye yeltenenler sadece ve sadece Orta Doğu’yu ateşe verirler. Sadece ve sadece kendi ruhlarının ateşe verirler. Kudüs’ü yakmaya ve yok etmeye çalışanlar oradaki kardeşlik ruhu, dayanışma ruhunu oradaki kutsiyeti ve bereketi asla ve asla yok edemezler." dedi.

KUDÜS YANARSA ORTADOĞU YANAR

Kudüs’teki yangın söndürülmeden, barış hakim olmadan ne Orta Doğu’da ne de dünyada barışın mümkün olmayacağını vurgulayan Erdoğan, "Bu gerçeği artık başta İsrail olmak üzere bölge ile yakından alakalı tüm ülkelerin görmesi gerekmektedir. Kudüs tüm insanlığın ortak mirasıdır. Kudüs 2 milyara aşkın İslam dünyasının gözbebeği, Müslümanların ilk kıblesine, Mescidi Aksa’ya ev sahipliği yapan kutsal bir şehirdir. ‘Çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ ilahi mesajıyla Kudüs Müslümanların kutsal mekanıdır. Kudüs’e yönelik her türlü saldırı, tehdit, her türlü karanlık senaryo ruhlarıyla bendenleriyle dualarıyla elbette insani tepkileriyle karşılarında Müslümanları bizleri İslam dünyasının bulacaktır." diye konuştu.

FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARI ANNELERİNİN MEZARINI KUCAKLADI

Filistinli çocukların dünya çocuklarının aksine anneler gününü kutlayamadıklarını, Gazze Ramallah, Eria, Ell Hahil de çocukların annelerini değil annelerinin mezarlarını kucaklamak zorunda kaldıklarını ifade eden Erdoğan, "Gazze’nin öksüzleri belki o mezarlara koyacak bir demet çiçek bile bulamadı. Bir zeytin dalını limon yaprağını kara toprağın üzerine koymakla yetindiler. Gazze’nin çocukları mezardaki anneleriyle hasret giderebilmek için sokağa dahi çıkamadı. Filistin’in anneleri anne değil mi, Irak’taki anneler anne değil mi? Onlar bir demet çiçeği hak etmiyor mu? Onlar çocuklarıyla sıcak bir kucaklaşmayı hak etmiyor mu? Biz şuna inanırız, ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ Onun için anaların ayağının altı öpülür ve biz analarımızın ayaklarının altını öperiz. Annelik o kadar saftır temizdir, kutsal ve mübarektir. Dünyanın her neresinde olursa olsun. Annelere bu acıyı elemi, ızdırabı yaşatmak insanlıkla bağdaşır mı? Biz annelerin gözyaşı dinsin diye Filistin diyoruz. Biz çocukların gözündeki ışık eksilmesin diye Gazze diyoruz. Biz barış için insanlık için hoşgörü için Kudüs diyoruz. Filistin’e barış gelinceye dek Kudüs üzerindeki kara bulutlar kayboluncaya kadar bu samimi çağrımızı devam ettireceğiz." şeklinde konuştu. (CİHAN)

Haberin Devami

Sayın R.Tayıp Erdoğan`ı hayrete düşüren taktik.

Sayın R.Tayıp Erdoğan`ı hayrete düşüren taktik.

Sayın R.Tayıp Erdoğan’ı hayrete düşüren taktik

Anayasa değişikliği maratonu sona erdi. Partiler ve vekiller arasında sert tartışmalara sahne olan Genel kurul görüşmelerinde ilginç şeyler de olmuyor değil!
Anayasa oylamaları sırasında AK Partili milletvekilleri akıl almaz taktikler sergiledi.
Özellikle grup başkanvekilleri ve grup yönetim kurulu üyeleri, oylamalara tam katılımın sağlanması için büyük çaba harcadı. Oylamalarda en son AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit oy kullanıyordu. Grup yönetimi kurulu üyesi olan Yiğit, oyunu kullanmayan milletvekili olması halinde Genel Kurul’da bu milletvekillerini bekliyordu.
BACAĞIMA KRAMP GİRDİ
Yine bir oylamada Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım oyunu kullanmamıştı. AK Partili İbrahim Yiğit, Yıldırım’ı pusulaların dağıtıldığı yerde beklemeye başladı. MHP’li Divan Katibi Murat Özkan, "İbrahim abi, neden oyunu kullanmıyorsun" diye sordu. Yiğit ise "Bacağıma kramp girdi, yürüyemiyorum" dedi. Binali Yıldırım’ın salona girdiğini gören Yiğit, "Murat yardım et, oyumu kullanayım" dedi.
İYİ NUMARA ÇEKMİŞSİN
MHP’li Murat Özkan, Yiğit’in kollarına girerek oyunu kullanmasına yardımcı oldu. Oyunu sandığa attıktan sonra aksayarak yürüyen Yiğit’in yanında MHP’li Özkan’ı gören sayın Başbakan Erdoğan çok şaşırdı.Sayın R.Tayıp Erdoğan, Yiğit’i yanına çağırdı. MHP’li Murat Özkan’ı teşekkür ederek yerine gönderen İbrahim Yiğit, sayın Başbakan Erdoğan’a durumu anlatınca, sayın Erdoğan, "Valla helal olsun sana, iyi numara çekmişsin" diyerek hayretini gizleyemedi.
Bugün

Haberin Devami

‘erdoğan öldürülür, camiler bombalanir’

‘erdoğan öldürülür, camiler bombalanir’
Balyoz operasyonu sürerken Binbaşı Uğur Cevizoğlu’na ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Başbakan Erdoğan ile birlikte 700 polisin öldürülmesi talimatına kadar şok sözlerin yeraldığı ses kaydı ortaya çıktı.
Video paylaşım sitesi Metacafe’de yer alan ve Habervaktim’in yayınladığı ses kaydında yıllarca TSK’da görev yapmış bir Binbaşı, nasıl planlar yaptığını, Genelkurmay Başkanını nasıl ortadan kaldıracağını, Başbakanın uçağını nasıl düşüreceğini, Camileri nasıl bombalayacağını, Hükümeti nasıl devireceğini, nasıl ülkede insanları, Türk Kürt herkesi sokağa çıkamaz hale getirip anarşi ortamı oluşturacağını, 700 Polisi nasıl öldüreceğini anlatıyor.

CAMİLERİ BOMBALAYACAK, BAŞBAKANI ÖLDÜRECEK BİNBAŞI BULUNDU

(HULKİ CEVİZOĞLU’NUN KUZENİ BİNBAŞI UĞUR CEVİZOĞLU)

Hatırlarsanız BALYOZ Darbe Planı ortaya çıktığında bu plan içerisinde yer alan Cami bombalama eylemi çok dikkat çekiciydi ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker BAŞBUĞ Allah Allah diye hücum emri veren bir Ordunun mensubu Cami bombalamaz demişti. Gerçekten öyle miydi? TSK içerinde bir Cunta yapılanması var mıydı? Ya da TSK personeli Cami bombalamaz, Başbakan, Genelkurmay Başkanı öldürmez miydi? Türk Kürt tüm İnsanları sokağa çıkamaz hale getirip anarşi kaos ortamı oluşturmaz mıydı? Cuntacıları tutuklamaya gelen polisleri öldürmez miydi? Peki bütün bunları planlayan Genelkurmay Başkanlığına bağlı Silahlı Kuvvetler Akademisinde Plan subayı olamaz mıydı?

Genelkurmay Başkanının açıklamalarına bakılacak olursa bu pek mümkün değildi. Böyle olsa bile darbe düşüncesi olan personel TSK’da barınamazdı. Ancak dinleyeceğiniz ses kaydında yıllarca TSK’da görev yapmış koskoca Binbaşı Rütbesine gelmiş bir subayın nasıl planlar yaptığını bu planları yapan Binbaşının nasıl TSK’da barınabildiğini göreceksiniz ve BALYOZ darbe planının ne kadar da paralelinde TSK içerisinde bir Cunta yapılanmasının olduğuna şahit olacaksınız. Binbaşı gelişen olaylar karşısında BALYOZ gibi planların yanlış olduğunu değerlendiren Genelkurmay Başkanını Hükümete karşı pasif kalmakla, ses çıkarmamakla darbe yapmamakla suçluyor ve Genelkurmay Başkanını nasıl ortadan kaldıracağını, Başbakanın uçağını nasıl düşüreceğini, Camileri nasıl bombalayacağını, Hükümeti nasıl devireceğini, nasıl ülkede insanları Türk Kürt herkesi sokağa çıkamaz hale getirip anarşi ortamı oluşturacağını, 700 Polisi nasıl öldüreceğini anlatıyor. Tüm bunlar için ise isteği para 10 milyon dolardan fazla değil?

İŞTE ŞOK SES KAYDININ DEŞİFRESİ
- Genelkurmay bir şey diyor olsaydı o koltukta bu saate kadar oturmazdı derim.

- Salak salak konuşuyorlar ya. Konuşmuycan kardeşim. Konuşmuycan , konuşmuycan , konuşmuycan ondan sonra konuştuğunda tam konuşçan, şeyler böyle yapıyor. Topla genelkurmay başkanı olarak tüm kuvvet komutanlarını şimdi. Ordu komutanlarını da çağır yanına. Tamam mı, ondan sonra, kolordu komutanlarını da çağar hep beraber, ankara’da toplan acil toplantıya çağırıyorum diyceksin. Ve hemen şeye geçiş yapcan diyceksin ki : eee. “türkiye’de terör sorunu ikinci öncelikli sorun haline gelmiştir. O nedenle” diyceksin şey eee “ eski harekat planlarına geçiliyor, güneydoğuya yollamış olduğumuz takviyeten yollamış olduğumuz tankların hepsini gerisin geri çağıracaksın geçirceksin şeye edirne’ye bilmem neye istanbul’a. Bunları yapmak zorundasın. Yapmadığın andan itibaren işin bitti demektir.

- Bunları yapacan ondan sonra adamlar bir şey yapacaklarsa ondan sonra yapacaklar senin görevini almaya o zaman kalkacaklar. Diyeceksin ki “tamam görevden alabilirsin” ama yerine gelen adama diyceksin ki “beni görevden almış olsalar bile geri adım atmayacaksın”. Emir veriyosun adama, artık geri adım atacak bir şeyleri kalmayacak. Ama doğru dürüst adam lazım ya, adam yok memlekette.

- benim artık bu adamlara hiç güvenim kalmadı. Bunlar şahsi menfaatleri uğruna türk silahlı kuvvetlerini satıyorlar.

- genelkurmay başkanı varya genelkurmay başkanının uçağını da indirebilirim. Havaalanında her türlü şeyi yapabilirim.

- genelkurmay başkanımız..larımız satın alıyorlar zannediyorum. Genelkurmay başkanı olacak adam satın alınacak kişinin olmaması lazım içeriye girmekten korkmuyor olması lazım.

- başbakanı o gün öldürürüm. İçeriye gireceğimi bile bile öldürürüm.

- sen bana bir tane lav silahı, iki üç tane kanas mermisi birkaç kanas bul. Ondan sonra ben de birkaç tane silahımı falan yapar ondan sonra gereğini yaparım. Uçağı şeyin orda vurmayı düşünüyorum. Ev kiralıcam sonra gidip şeyin uçağını patlatıcam, kalkışta.

- havaalanında olcak. Ev kirala bir ay.

- bak bu anayasayla başbakan öl-öldüğü anda, tamam mı, hükümet düşüyor. Yerine başka birisi de gelemiyor. Hükümet düşünce, eee, yerine hükümet kurulmak zorunda baş-cumhurbaşkanı birisini görevlendirmek zorunda. Cumhurbaşkanını görevlendirdiğinizde şey yapacaksınız. Baştan da söylücen, önce vurcan patlatcan sonra emniyeti arıycaksın ses kayıtlarına girceksin, şeysiz kamerası olmayan bir yerden ücra bir köşeden gitcen oradan telefon açacaksın. Şeyi söylüceksin diceksin ki: kardeşim başbakanın uçağını ben vurdum, havaya uçtu bundan sonra türkiye cumhuriyetinde başbakan olacak adam dikkat edecek.

- tabi. Başbakan olacak adam da dikkat edecek, diğerleri de dikkat edecek, e şimdi akp’liler hep dikkat edecek. Bir yandan da iki milyar doları ben yedirmem diyceksin. Bi milyar dolarını istiyorum o paranın diyceksin, tamam mı, adamlara aynen böyle söyliceksin, başbakanın ailesine söyleyin bir milyar doları hemen istiyorum diceksin.

- bir şeyler yapması lazım. Bişey diyim mi, ben on milyon dolar bulsunlar ben çocukların hayatını falan garanti altına alıyım yurtdışında,eee eğitimi falan filan alayım,

- iş on milyon dolara bakıyor gidip evimi alırım bilmem neyi alırım, çocukları nereye gideceksem şey yaparım. Ondan sonra…

- ya götürürüm ya hiç şey yapmıyorum. Bu adam bunun asıl korkması gereken bu saaten sonra üniversite mezunları, tamam mı. Üniversite mezunlarını işsiz bırakırsan, adam bombanın tarifini indirir, öğrenir, yapar, tamam mı, ağzına bile sıçar bu ****lerin.

- artık şey yapacaksın, kaos yaratacaksın bu ülkede. Yani insanlar evden çıkamaz hale getirecesin, türkü kürdü evden çıkamaz hale getireceksin. Anarşizm gerekiyor yani. Bir ülkenin refahı için anarşizm gerekiyor.

- ben eskiden camilerin bombalanmayacağını düşünürdüm ama bombalayacaksın gerekiyorsa. Cuma namazından sonra, cephe aldırma, bağlıycan yani, cuma namazında bombalayacaksın bu şerefsizleri.

- kaç tane adam içeriye tıktılar? Yüze yakın adam içerde… her birimiz tamam mı kapına gelen polise ateş açsaydı yedi kişiyi öldürseydi.tabancayla, bir tane tabanca yedi tane mermi alır, yedi kişiyi öldürüp sonra teslim olcağını düşün. Şu ana kadar 700 tane polisi öldürmüş olacaktık,

- hiçbirisi kapımıza gelemeyecekti

Haberin Devami

Tayip Erdoğan af konusuna noktayı koydu

Tayip Erdoğan af konusuna noktayı koydu
Erdoğan af konusuna noktayı koydu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel af konusundaki açıklamalarını değerlendirerek, "Gündemimizde ‘genel af’ diye bir şey söz konusu değil." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Kore İş Forumu’nun yemeğinin ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel af konusundaki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Ben sonradan değerlendirelim diye bir şey söylemedim. Ben tam aksine CHP akşam başka, sabah başka söyler dedim. ‘Ne de söylediği hiçbir zaman belli değil’ dedim. Nitekim de böyle olmuştur. Birisi başka, genel başkan bir başka türlü konuşuyor. Bizim gündemimizde böyle bir şey söz konusu değil." şeklinde konuştu.

Haberin Devami

Erdoğan kurmaylarıyla biraraya gelecek

Erdoğan kurmaylarıyla biraraya gelecek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliğini görüşmek üzere yarın kurmaylarıyla biraraya geliyor.

AK Parti’nin üzerinde çalıştığı Anayasa değişiklik paketinde sona gelindi. Pakete yarın Başbakan Erdoğan başkanlığında yapılan toplantıda son nokta konulacak.

Toplantı yarın saat 11′de. Toplantıya çalışmayı yürüten AK Parti kurmayları ile Bakanlar katılacak. Eğer karar alınırsa hafta sonuna kadar paketin muhalefete götürülmesi planlanıyor.

Yargı krizinin ardından çalışmalarına başlanan Anayasa paketinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değişmesini de öngören yargı reformu başı çekiyor.

Paketteki düzenlemelerle parti kapatılmasının zorlaştılması, Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolu açılması da öngörülüyor.

Haberin Devami

Başbakan Erdoğan: "Türkiye Artık Kabına Sığmıyor"

Başbakan Erdoğan: "Türkiye Artık Kabına Sığmıyor"
Başbakan Erdoğan: "Türkiye Artık Kabına Sığmıyor"

AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Kore arasındaki binlerce kilometre uzaklığa karşın iki dost, kardeş ülkenin duygusal bağlarının ”et ve tırnak mesafesi” kadar yakın olduğunu bildirdi.

Türkiye-Kore İş Forumu yemeğinde onur konuşmacısı olarak bulunan Başbakan Erdoğan, Kore Cumhuriyeti’nin eski Başbakanı Seungsoo Han ve beraberindeki heyetin Türkiye’yi ziyaret ve foruma katılımlarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkiye ile Kore arasında fiziki olarak önemli bir mesafe bulunduğunu, Kore’nin, Asya’nın en doğu ucunda, Türkiye’nin de en batı ucunda, Asya’nın bitip Avrupa’nın başladığı bir noktada yer aldığını belirten Başbakan Erdoğan, iki ülkenin fiziki uzaklığa karşın tarihi, kültürel anlamda birçok ortak paydaya sahip olduğunu, dil bilimcilerinin Türkçe ve Korece’nin aynı dil ailesine mensup olduğunu, her ikisinin de Uray Altay dil kolunun bir üyesi olduğunu ifade ettiklerini söyledi.

İki dil arasında yaklaşık 180 ortak kelimeye Bora, Hakan, Han ve Kaan’ı örnek veren Başbakan Erdoğan, bugün çok sayıda Kore markasının da Türkiye’de büyük bir güven ve beğeniyle kullanıldığını, ticari ilişkiler boyutuyla da iki ülke arasında sağlam ilişkiler bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Bizi birbirimize daha da yakınlaştıran ortak paydalardan en önemlisi Kore Savaşı’dır. Kore Savaşı’nın Türkiye ve Kore halkları arasındaki dostluğun ve kardeşliğin pekişmesine büyük katkı sağladığını biliyoruz. Bizler 60 yıl önce Mehmetçiğin savaş siperlerinde Koreli arkadaşlarıyla karavanaya birlikte kaşık sallayıp silah arkadaşlığı yaptığı, Uzak Doğu ezgilerinin gurbet türkülerine karıştığı günleri asla unutmuyoruz, unutamayız da… O nedenle bundan 60 yıl önce, Koreli arkadaşlarıyla aynı safta savaşırken, hayatlarını kaybeden ve hala Pusan’da ebedi istirahatgahında yatan şehitlerimiz esasen sizlerin de evlatlarıdır.”

Anadolu’nun kent ve kasabalarında birçok yerde enteresan tabelalarla karşılaşıldığını, Koreli Ahmet’in Kıraathanesi, Korelinin Yeri, Koreli Lokantası gibi tabelalar görüldüğünü söyleyen Başbakan Erdoğan, ”Ya kendisi o dönemi yaşamış insandır ya da babası gidip dönmemiştir. Tabelayı oraya asarak kalıcı kılmıştır” dedi.

Tabelaların sembolik de olsa o yıllarda savaşan gazilerin ve genelde Anadolu insanın Kore halkına karşı beslediği muhabbetin ve dostluk duygularını samimi belirtisi olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Koreli dostlarımız da halkımızın adeta bilinç altına yerleşmiş olan, bu dostluk hislerini hiç bir zaman karşılıksız bırakmamıştır. 1999 yılında yaşadığımız, talihsiz deprem felaketi sonrası, Kore halkının uzattığı içten yardım elini hiçbir zaman unutamayız. Eli henüz kalem tutmaya başlayan Koreli miniklerin depremzedelerimiz için yazdıkları ve kuru çiçeklerle bezeyerek büyükelçiliğe gönderdikleri his ve anlam yüklü şiirler hala yüreğimizdedir. 2002 dünya kupasında Koreliler’in Türk Milli Takımını adeta kendi takımları gibi bağırlarına bastıkları günlerde hafızalarımızdadır. Yarı final maçımızdan sonra, Türk ve Koreli oyuncuların el ele vererek tribünleri selamlamasıyla yaşadığımız ve tüm dünyanın gıptayla izlediği duygu yoğunluğunu hangi kelimelere ve cümlelere sığdırabiliriz? Aramızdaki binlerce kilometre uzaklığa rağmen iki dost, kardeş ülkenin duygusal bağları birbirlerine et ve tırnak mesafesi kadar yakındır.”

"Türkiye 2009 yılında 102 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı başardı"

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin 2010 yılında büyüme tahmininin yüzde 3,5 olduğunu, başta IMF, Dünya Bankası, OECD olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun Türkiye’ye ilişkin tahminlerinin bunun çok daha üzerinde bulunduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, Türkiye-Kore İş Forumunda, Güney Kore’nin, içinde bulunulan hassas ve kırılgan dönemde bu dönemin etkilerini başarıyla bertaraf edebildiğini 2009′da 40 milyar dolarlık dış ticaret fazlası elde etme başarısını gösterebildiklerini ve 2010 yılı için öngördükleri yüzde 5 büyüme hedefine emin adımlarla ilerlediklerini memnuniyetle izlediklerini söyledi.

Türkiye’nin de hükümetin kararlılıkla uyguladığı ekonomik reformlar ve politikalar sayesinde küresel finans krizinden en az etkilenen ülkeler arasında yer aldığını dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Son 7,5 yıl içinde her alanda gerçekleştirmekte olduğumuz reformlar ekonomiyi güçlü şekilde desteklerken ekonomide tarihi nitelikte yapısal reformlara imza attık. Bankacılık sektöründe, finans sektöründe, mali sektörde önemli düzenlemeler yaptık. 7,5 yılda girdiğimiz 3 seçim ve bir referandumda mali disiplinden ve para politikalarından asla taviz vermedik. Küresel krizin ortaya çıkmasının ardından sanayiyi, üretimi, istihdamı, tüketimi teşvik edecek bir dizi tedbirleri cesur şekilde uyguladık. Küresel ticaret 2009 yılında ciddi şekilde daralırken, Türkiye 102 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmayı başardı.”

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin turizmde de küresel krize rağmen başarılı bir performans sergilediğini vurgulayarak, 2007′de Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısının 23 milyon civarındayken bunun 2008′de 26 milyona, 2009 yılında ise küresel kriz yılı olmasına rağmen 27 milyona ulaştığını ifade etti.

Turizm gelirlerinin de aynı şekilde küresel krizden etkilenmediğini belirten Başbakan Erdoğan, 2007′de 18,5 milyar dolar olan gelirin 2008′de 21,9 milyar dolara ulaştığını, 2009′da ise 21,3 milyar dolar olarak gerçekleştirdiğini ifade etti.

"Türkiye ekonomisi için 2010 yılı büyüme tahminimiz yüzde 3.5"

Başbakan Erdoğan, sanayi üretimi, ihracat ve istihdama yönelik olumlu sinyallerin de gelmeye başladığını dile getirerek, şunları kaydetti:

”Henüz zikzaklar devam ediyor. Tamamen bitti diyemem. Fakat 2009 yılına göre hızlı bir artış seyrini de şu 2 ayda müşahede etmiş vaziyetteyiz. Şurası son derece önemli, Eylül 2008′den yani küresel krizin ilk sinyalleri alınmaya başlandıktan itibaren dünya genelinde 37 ülkenin kredi notu 95 kez düşürüldü. Yalnızca 17 ülke için not artırımı yapıldı. Türkiye notu artırılan bu 17 ülke arasında yer aldı ve son 2 ay içinde 4 ayrı kuruluş tarafından ki bunlardan birisi Moody’s'dir, birisi Fitch’dir, birisi JCR’dır bir diğeri de Standard & Poor’s'dur, bunlar tarafından da kredi derecelendirme noktasında notu yükseltilmiştir.

Şunu da burada bir kez daha tekrarlamak durumundayız; Türkiye ekonomisi için 2010 yılında bizim büyüme tahminimiz yüzde 3,5. Başta IMF, Dünya Bankası, OECD olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun Türkiye’ye ilişkin tahminleri ise bunun çok daha üzerinde. Sadece 2010′da değil 2011 yılında da Türkiye’nin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alacağı yine uluslararası kuruluşlar tarafından ifade ediliyor.”

"İnanıyorum ki, Türkiye Cumhuriyetimizin 10′üncü yıl dönümünde dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer alacak"

Başbakan Erdoğan, Cumhuriyetin 100′üncü yıl dönümünde dünyadaki ilk 10 ülke arasında Türkiye’nin görüleceğine inandığını ifade ederek, ”Bu çabayla, bu gayretle, bu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Bu büyük hedeflere doğru kararlı adımlarla ilerlerken, demokrasi ve hukuk alanında statükoyu tercih edemeyiz” dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye-Kore İş Forumunda, Türkiye’nin elde ettiği önemli başarılardan birinin de yatırım ortamının iyileştirilmesi olduğunu belirterek, ulusal ve uluslararası yatırım ortamını güçlendirmek ve kolaylaştırmak için tarihi düzenlemeler yapıldığını ve bunun neticesinin de alındığını ifade etti.

2003 yılına kadar Türkiye’nin çekmiş olduğu yıllık ortalama uluslararası yatırım miktarı 1 milyar dolar iken, 2007 yılında AK PARTi iktidarı döneminde bunun, zirve yaptığını ve 22 milyar dolara ulaştığını söyleyen Başbakan Erdoğan, BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü tarafından yayımlanan ”Dünya Yatırım Raporu”na göre, Türkiye’nin 2008 yılında çektiği 18,2 milyar dolar tutarındaki uluslararası doğrudan yatırım girişiyle, dünya genelinde 2007 yılına göre 5 ülkeyi daha geride bırakarak, 20′inci sıraya yükseldiğini, bu alanda Türkiye’nin, gelişmekte olan ülkeler arasında ise 9′uncu sırada yer aldığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, uluslararası doğrudan yatırım girişlerinin, küresel krizin etkisiyle 2008 yılına göre önemli ölçüde azaldığını, ancak tüm dünyada bu alandaki ciddi daralmaya rağmen 2009 yılında Türkiye’ye giren doğrudan uluslararası yatırım miktarının 7,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini söyledi.

Türkiye’nin bugün 72,5 milyonluk genç ve dinamik nüfusuyla, kalifiye insan gücüyle, büyük iç pazarı ve rekabetçi endüstrisiyle uluslararası yatırımlar için son derece cazip bir pazar olma özelliğini koruduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, ”Öte yandan Türkiye, 3 saatlik uçuşla 50′den fazla ülkeye ve 10 trilyon dolarlık bir pazara erişim sağlayabilecek bir coğrafi konuma sahip. Katılım müzakerelerini sürdürdüğümüz AB ile aramızda 15 yıldır Gümrük Birliği’nin bulunuyor olması da yatırımcılar için önemli bir avantaj. AB ile Gümrük Birliği sayesinde hangi ülkeden olursa olsun Türkiye’de yatırım yapmak isteyen ülkeler, Avrupa’da yatırım yapmak anlamına gelecek şekilde, yatırımlarını gerçekleştirebilirler” diye konuştu.

"Güney Kore ile 500 milyon dolarlık yatırım yeterli değil"

Başbakan Erdoğan, yurt dışı doğrudan yatırım miktarı toplamda 100 milyar doları aşan Güney Kore’nin, Türkiye’deki doğrudan yatırımlarının 500 milyon dolar seviyesinde kalmasını şu anda yeterli görmediğini ve üzücü bulduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

”İstiyorum ki, Güney Koreli dostlarımızın buradaki yatırımları çok daha fazla bir şekilde gerçekleşsin. Bu rakam, ne sahip olduğumuz dostluk ve kardeşlik bağlarına, ne de işbirliği potansiyellerimize denk düşen bir rakam değil. Bu itibarla, Koreli yatırımcı ve iş adamlarının daha çok yatırım yapmaları konusunda bir an önce Türkiye’ye bugün geldiğiniz gibi, daha farklı bir şekilde gelmesini bekliyoruz ve biz buna hazırız. Bizzat bana bağlı olarak çalışan Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı da aynı şekilde yatırım yapmak isteyen iş adamlarına her türlü katkıyı verecek, her türlü danışmanlığı yapacaktır.

Şunu da hatırlatmak durumundayım; küresel kriz mutlaka sona erecek. Bu kalıcı değildir. Küresel kriz, etkileriyle er ya da geç telafi edilecektir ve bu süreç başlamıştır. Bu süreçle, şu anı kastediyorum, yatırım yapanlar kriz sürecini fırsata dönüştürenler, inanıyorum ki krizden de avantajlı olarak çıkacaklardır. Uluslararası yatırımcıların, özellikle Koreli dostlarımızın Türkiye’nin sunduğu avantajları en iyi şekilde değerlendirmelerini umuyorum. Biz 2003 yılında doğrudan uluslararası yatırımları teşvik için yeni bir yasa çıkardık. Bununla beraber yatırım ortamını iyileştirme koordinasyon kuruluyla birlikte yatırım ortamını daha da iyileştirmek için çabalarımız devam ediyor. Ama tüm bunlardan daha da önemlisi, Türkiye demokrasiye, hukuka, istikrar ve güven ortamına yaptığı yatırımlarla bölgesinin çok önemli bir ülkesi olmak için çaba sarf ediyor.”

Başbakan Erdoğan, Türkiye’yi yurt dışından izleyen yatırımcılara fikir vermesi amacıyla yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken, AK PARTi’nin iktidarı devraldığı andan itibaren, ekonominin, dış ve iç politikanın, demokratikleşmenin birbiriyle etkileşim içinde götürülmesi hususuna özellikle önem verildiğini söyledi.

Türkiye’nin AB ile katılım müzakerelerini yürüttüğünü, dünyaya entegre olmuş, 26′nci sıradayken 17′nci sıraya yükselen bir ülke olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Ve 17′nci sırada G-20 zirvelerinde 20 ülke birlikte bu müzakereleri, dünyanın ekonomik geleceğini değerlendiren bir ülkeyiz. Türkiye ekonomisini dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokmak için de bizler, Cumhuriyetimizin 100′üncü yılı olan 2023′e de buna göre hazırlıklarımızı, bu farklı heyecanla sürdürüyoruz. Bu konuda ihracatta 500 milyar dolar, ithalatta 500 milyar dolar gibi bir dengeyi yakalamanın da gayreti, hesabı içerisindeyiz.

İnanıyorum ki, Cumhuriyetimizin 100′üncü yıl dönümünde ilk 10 ülke arasında bir Türkiye’yi dünya görecektir. Bu çabayla, bu gayretle, bu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Bu büyük hedeflere doğru kararlı adımlarla ilerlerken, demokrasi ve hukuk alanında statükoyu tercih edemeyiz. Statüko devam ederken, demokrasi ve hukuk alanında geçmişin parametreleri hüküm sürerken, Türkiye’nin AB’ye, bir defa hedef olarak söylüyorum, ekonominin de biraz önce ifade ettiğim hedeflere ulaşabilmesi mümkün olamaz. Türkiye’de yaşanan son gelişmeler, özellikle de Türkiye’nin normalleştiğinin, daha da normalleşmekte olduğunun göstergeleridir. Değişim elbette kolay değil. Dünyanın her ülkesinde ve tüm zamanlarda özellikle değişime karşı hep dirençler olmuştur. Hangi ülkeye bakarsanız bakın, bunu görürsünüz. Değişimden etkilenecek mutlu azınlık, her zaman değişimi durdurmak, yavaşlatmak, engellemek istemiştir. Ama bugün artık Türkiye kabına sığmıyor. Mevcut parametreler, Türkiye’nin büyüklüğünü, ağırlığını, vizyonunu taşımıyor. Ülkemizde, son dönemde özellikle mevcut gelişmeler, Türkiye’nin adeta kabuğunu kırma sürecine girdiğinin en açık, en güzel ifadesidir.”

"Yeni reformlarla Türkiye’nin ufku biraz daha büyüyecek"

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu dönüşüm sürecini geride bıraktığında, düne göre çok daha istikrarlı, güvenli ve ekonomik açıdan güçlü bir ülke haline geleceğini belirterek, ”Türkiye’nin yaşadığı bu hızlı dönüşümün Türkiye’yi izleyen yatırımcılar tarafından en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye-Kore İş Forumunda, önümüzdeki dönemde Anayasa ve yasalarda yapılacak değişikliklerle, yeni reformlarla Türkiye’nin ufkunu biraz daha büyütecek ve uluslararası, özellikle de ekonomik vizyonun çok farklı kılınacağını ifade etti.

Yapılacak reformların Türkiye’de yatırım ortamını daha da iyileştireceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ”Türkiye bu süreci geride bıraktığında inanınız, düne göre çok daha istikrarlı, çok daha güvenli, ekonomik açıdan çok daha güçlü bir ülke haline gelecektir. Türkiye’nin yaşadığı bu hızlı dönüşümün de Türkiye’yi izleyen yatırımcılar tarafından en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Demokrasisi güçlü, hukuk sistemi evrensel normlara dayanan, istikrarlı, güvenli, Avrupa ve dünya ile entegre olmuş bir Türkiye bölgesinin yıldız bir ülkesi haline gelecektir ve dünyanın da yatırım üssü olmaya devam edecektir” diye konuştu.

Güney Kore’nin, Türkiye’nin, Doğu Asya’da Çin’den sonra ikinci büyük ticaret ortağı olduğunu ancak iki ülke arasındaki ticaret hacminin, özellikle de Türkiye’nin yaptığı ihracatın gerçek potansiyeli yansıtmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ”2009 sonu itibariyle 3,4 milyar dolarlık toplam ticaret hacmimizin sadece yaklaşık 235 milyon dolarlık bölümü Türkiye’nin yaptığı ihracattan oluşuyor. Bunu mutlaka makul bir zemine çekmemiz gerekiyor” dedi.

Başbakan Erdoğan, ikili ekonomik ilişkilerin hak ettiği düzeye ulaşması için iş adamlarının karşılıklı olarak sektörel bazda ziyaretlerini sıklaştırmalarını, sergi ve fuarlara daha etkin şekilde katılmalarını teşvik etmek gerektiğini belirterek, ”Serbest ticaret anlaşması gibi yapısal bir mekanizma da ekonomik işbirliğimizi arzu ettiğimiz düzeye çıkarabilmemiz için artık bir zaruret haline gelmiştir. Bu çerçevede önümüzdeki aylarda Ankara ve Seul’de bu amaçla gerçekleştirilecek müzakerelerin en kıza zamanda olumlu zeminde sonuçlanmasını umuyorum. Bizim açımızdan bu noktada en ufak bir engel söz konusu değil” şeklinde konuştu.

Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santralle ilgili Kore’yle birlikte çalışma yapmak konusunda bir bildirinin bugün imzalandığını belirten Başbakan Erdoğan, bu konuda en kısa zamanda sonuç alınmasının umulduğunu ifade etti.

10.03.2010

Haberin Devami

Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile görüşecek

Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile görüşecek

LEFKOŞA (CİHAN)- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Derviş Eroğlu, temaslarda bulunmak üzere yarın Ankara’ya gidiyor.

Cumhurbaşkanı adayı Eroğlu, ilk olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek, ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile öğle yemeğinde bir araya gelecek olan Eroğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de görüşecek. Eroğlu, Dışişleri Bakanlığı’nda brifing verecek.

KKTC Başbakanı Eroğlu, Perşembe günü de Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu’nda konferans verecek.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde şu anda tek resmi aday olan Eroğlu’nun Ankara’da bu konuda bilgi alışverişinde bulunacağı tahmin ediliyor.

(CİHAN)

Haberin Devami